Futbolun yaklaşık 150 yıllık kurumsal serüveni bu geniş zamanda farklı anlamlar içerdi. Ortaya çıktığı dönemde sportif bir faaliyet olarak kendini var eden futbol savaş dönemlerinde politik bir anlam içermekteydi. Savaş halindeki ülkelerin birbirleriyle olan müsabakalarının psikolojik bir üstünlük sağlama aracı olarak kullanmasının yanında kendilerine müttefik kazanmak için güçlü yerel takımlar adına özel maçlar organize edildi. Aslında bugün düzenlenen uluslararası organizasyonların atası olarak düşünülebiliriz. Sebepleri yıllar içerisinde değişse de futbol takımlarının uluslararası alanda boy göstermeleri ülkelerin ya da özerk bölgelerin (Barcelona F.C. örneğinde olduğu gibi.) PR çalışmaları olarak büyük önem taşıyor.

1940-1970 yılları arasında politikanın futbol ile olan ilişkisi toplum ile olan ilişkisiyle paralel olarak devam etmekteydi. Toplum için müspet bir eğlence olarak görülen futbolun, daha çok boy göstermesi ve endüstrileşmesinin önü açıldı. 1970’li yıllardan itibaren dünya ekonomisinin değişimiyle birlikte futbol ekonomisi de doğru oranda büyüdü ve gelişti.

Uluslararası futbol organizasyonlarıyla yerellikten tamamen uzaklaşan futbol, televizyonun icadıyla beraber evrensel bir anlam kazandı. Oyunun herkes tarafından izlenmesi, oyun içerisindeki gelişmelerin dünya tarafından yakından takip edilmesine olanak sağladı.

Küresel ekonominin, futbolun evrenselleşmesiyle birlikte bu alanın büyük ve bakir bir pazar haline dönüştüğünü fark etmesinin ardından futbol dünyası hızla endüstrileşti. Kulüp markalarının oluşması, futbolcuların özel hayatları üzerinde reklam çalışması yapılmasına ve taraftarlara ekonomik sorumluluklar yüklenmesine neden olmuştur.

Ekonominin büyüme eğilimi futbol ekonomisini de paralel olarak büyüttü. Özellikle sponsorluk ve stat gelirleriyle birlikte futbol kulüplerinin artan gelirleri öncelikle futbolcular için kullanıldı. Futbolcu ücretlerinin artışıyla beraber para/performans ilişkisi önem kazandı. Bu aşamadan sonra futbolcular kulüp çalışanı gibi algılandı ve kulüpler arası futbolcu ticareti hızlanmaya başladı. Bu açıdan bakıldığında transferlerin kulüplerin başarılarıyla birlikte kulüp taraftarlarının isteklerini yerine getirmek ve kulübe bağlılıklarını arttırmak için de kullanıldığı söylenebilir.

Futbolun yıllar içerisinde değişim ve dönüşümü futbolun anlamını değiştirmiştir. Yerel bir eğlence ve fiziksel bir aktivite olan futbol, 1970’li yılların ardından endüstrileşmiş ve bir şirket olarak yönetilmiştir. Bu değişiklik futbolun odağını da değiştirmiştir. Sadece futbolcu ve kulüp çalışanları için para kazanma kapısı olan kulüpler artık büyük organizasyonların ve bu organizasyonda görev yapan profesyonellerin çalışma alanı haline gelmiştir.

Futbol kulüplerinin gelmiş olduğu son durum futbol taraftarlığını da etkilemiş ve dönüştürmüştür. Kulüplerin taraftarları artık müşteri olarak gördüğü gerçekleştirilen etkinlik ve kulüplerin vadettikleri gelecekten anlaşılmaktadır. Kulüp yönetimlerinin yapmış oldukları bütün atılımlar taraftarlara para harcatmak üzerine olmuştur. Yapılan transferler ile sponsorluk anlaşmaları arasındaki ilişkiler taraftarın da gönlünü hoş etmek ve kulübe finansal olarak destek olmasını sağlayacak cinsten gerçekleşmektedir.

Bu konuyla ilgili küçük bir denklemi hemen kurabiliriz. Şöhretli futbolcu demek her zaman, en azından yurt içinde konuşulmak demektir. Bu durum şöhretli futbolcunun gideceği takım taraftarlarının diğer kulüp taraftarlarına psikolojik üstünlük kurmasını sağlar. Bu motivasyon ile taraftarların kulüplerine aidiyet ve buna bağlı olarak sahip çıkma istekleri harcama yapmalarının önünü açar. Forma vb. kulüp ürünleri, stadyum ve yayın gelirleri bu havuz içerisindeki en büyük payları oluşturmaktadır. Bu noktada futbol ekonomisinin taraftarları gizlice sömürdüğünü ve aidiyetlerinden faydalandığını söylemek yerinde olacaktır.

Kulüplerin şirket kimliklerinin ağır basması aynı zamanda futbol takımlarının kar etme yükümlülüğü altına girmesine sebep oldu. Bu mesuliyet futbolu taraftarlar için olmaktan çıkarıp tamamen oluşan futbol endüstrisi içerisindeki ekonomik döngüye hapsetti. Bireylerin oluşturduğu takımların izleyiciler için oynadığı oyunlar artık yine takımlar tarafından kulüpler için buradan da futbolun kendisi için oynanmaya başladı. Sadece futbol ekonomisinin tasarrufları doğrultusunda organize edilen futboldaki tüm gelişmeler bu ekonomiyi ayakta tutmak ve büyütmek için projeler geliştirmekte.

Bugün taraftarların yapacağı tek ve en önemli şey  taraftarlıkları üzerinden sömürülmeye karşı koymak ve takımların ekonomik çaplarından sıyrılarak sadece takım öznelerine sahip çıkmaları gerekmektedir.

Anca o zaman kulüplerinden milyonlar kazanan futbolcuların formalarının armalarını öpmeleri ve taraftarların duygularıyla etkileşim kurma çabalarını test etme imkânımız olabilir.

Yazar Hakkında

1988’de Fatih’te doğdu. Beykent Üniversite’si Uluslararası Ticaret Bölümü’nü bitirdi. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü’nde eğitim hayatına devam etmektedir. Beykent Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden “Semt Taraftarının Kent ile Birlikte Dönüşümü: İstanbul, Piyalepaşa Mahallesi Örneği” teziyle mezun oldu. Spor sosyolojisi, taraftar davranışları ve futbol kültürü konularıyla ilgilenmektedir. Eğitim alanında çalışmaktadır.

Yorum yaz