Twitter gündemi diye bir gerçeklik var. “Anaakım”lığı sadece adında mahfuz olan mecralar bu gibi sosyal medya unsurlarını bir hayli geriden takip ediyor. Bu geriden takip etme meselesi, Twitter vb. mecraların sıcağı sıcağına ve sürekli bir akış halinde gündemi ele verebilme özelliğiyle açıklanamaz. Anaakım mecraların dikkat etmekle yükümlü olduğu yahut kendilerini yükümlü hissettikleri kırmızı çizgiler çoğu zaman söylenen üzerinde birer manipülasyon kaldıracı işlevi görüyor. Bu sebeple anaakım mecralarda ne yazıldığından ne söylendiğinden çok nelerin es geçildiğine dikkat kesilmek icap ediyor. Bir konunun neden gündeme getirildiği, neden gündemden düşürüldüğü üzerine düşünmeyen bir okur/izleyici için kendisine aktarılanlar, alakasız olayların tesadüfler içerisinde salınan bir editöryal keyfiyet dâhilinde şekil verilen bilgi parçacıkları gibi görünebilir. Tam tersi de mümkün, yani aktarılanları haddinden fazla ciddiye almak. Öyle zannediyorum ki Türkiye’nin ortalaması ikinci seçeneğe daha yakın. Bir gün öncesinin gündemi bir asır öncesinin meselesiymişçesine kenara itilebiliyor. Güncelin “bugünkü” teklifi inanılmaz derecede itibar görüyor. Bu yeni bir şey de değil.

Çok küçümsenen ve trollüğü meslek olarak ifa edenler de dâhil hemen herkesin ortaklaşa hedef tahtasına oturttuğu “troller”in artık bir “bilgi kaynağı” olmaları gerçeği de bu kargaşa içerisinde kenara itiliyor. Daha taze ve gerçeğe yakın bilgileri trollerden edinebilmek mümkün. Trol deyince aklımıza sadece Twitter’daki “isimsiz fedailer” gelmesin. Belli bir dönem ben sadece onları anladığım için bu şerhi düşüyorum. Bugün siyasetten akademiye birçok alanda makam ve titr sahibi trolü biraz dikkatli bir bakışla ayırt edebilmek mümkün. Tabii ki onlar bulundukları yeri gözeterek çok daha es vererek konuşmak, metin okumak yahut hiç es vermeksizin yağdırmak durumundalar. Tabi öyle olunca yine bir “dolaylama” giriyor işin içine. Söyleyeceğini farklı gündemlerin arkasından söyleme ve bir yere konuşurken bir başka yere kılıç savurma beceresi geliştirmiş olmaları onları görece “değerli” kılıyor, göz önüne çıkarıyor.

Rand Corporation raporundan sonra gündeme getirilen darbe tartışmaları trolleri yeniden ateşledi. Sosyal medyadaki gayyâ kuyusu, gerek bu tartışmalar için gerekse yarın bizi ne bekliyor sorusuna güncel siyasî cevaplar bekleyenler için, yasal ve tanımlanmış sınırlar içerisinde kalem oynatanlarınkinden görece “temiz” bir tablo arz ediyor. Çünkü devlet gücünü bir tanımlama üstünlüğü aracı olarak kullanma imkânı orada mümkün değil. Herkes kendi argümanlarını ortaya döküyor. Kendi filtrenizle, daha denetimsiz (bu kelime bu bağlamda bir olumlama içeriyor) bir bakış imkânına sahipsiniz. Bu bakışa sızan başka birtakım manipülasyon unsurları yok mudur? Pek tabii vardır. Her alanın var. Hassasiyet gösterdiğim husus muteber olarak arz edilenlerin ikincilleştirilmesi gerektiğidir. Değerin araçsallaştırılmamış olanını tercih etme yönünde bir hassa geliştirdiğimi fark ediyorum.

*

Bitirmeden bir küçük parantez açmak isterim. Kavramsal olarak “trollük” tedavülde değilken bunu uzun yıllar varlığı itibariyle yapmış ve pazarlayabilmiş bir isim var: Mehmet Ali Erbil. Bir eğlence programının adının “Çarkıfelek” olması ne çok şey ima ediyor. Ayrıca Erbil’in konuklarına muamelesi, seyircileriyle kurduğu iletişim dili, tekkeyi bekleyenin çorbayı içmesi misali seyircilerini hediye ettiği beyaz eşyalarla da mââile hatta tutma becerisi, lakaytlığı ve pespayeliği reyting getiren bir şova dönüştürerek kendini sevdirmesi gibi daha birçok husus… Bu yaptıklarını tabiatı itibariyle mi yaptığı yoksa bir sahne performansı mı sergilediği arasında bir karara varmak yıllarınızı alır. O, bu belirsizlik arasında kendini alternatifsiz kılacak bir “güç” inşa etmiştir. 27 yaşımın çocukluk ve ilk ergenlik yıllarında var olan bir isim. Dedelerimin ekranlarına da bir şekilde girdiğine eminim. Trollük neden muteber sorusuna Erbil’in hayatı esaslı cevaplar verebilir.

*

Bir paylaşımda gördüm. Maske kelimesini bir esere uyarlayın demişler ve başlamışlar sıralamaya: Kendine Ait Bir Maske, Maskeliler Tekkesi, İnsan Maske ile Yaşar, Yüzyıllık Maskesizlik, Albaya Maske Yok, Maskenin Anlam Arayışı, Benim Maskeli Orospularım, Maskeler ve İnsanlar, Maskeyi Öldürmek, İşte Baş İşte Gövde İşte Maskeler, Otel Gören Maskeler, Yüzbaşının Maskesi, Böyle Buyurdu Maske, Kayıp Maskenin İzinde, Maskelerinize Tüküreceğim, Memleketimden Maske Manzaraları, Maske Ağrısı…

Bu parçalı bulutlu ve yer yer sağanak yağış içeren listeyi uzatmak mümkün. Benim bugünkü gündemimin bir parçasını ise maskelerin değer ilişkilerinin içerdiği değer ifadesinin gelişimini, en basit ve en farkedilmez biçiminden itibaren, göz alıcı para biçimine gelinceye kadar izleyen Mas Kepital oluşturuyor. Diğer parçalarını ise birtakım Çorak Maskeler. Doğrusu birer birer çıkarabilmeyi isterim.

Yazar Hakkında

1992’de, İzmir’de doğdu. Lise eğitimini (Konya) Özel İsmail Kaya Lisesi’nde, üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi’nde aldı. 2014’te Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Metin yazarlığı ve editörlük yapıyor. İlk kitabı Kanımız Yerde Kaldı (şiir) 2018’de yayımlandı.

Yorum yaz