Muhterem Müslümanlar!
Ne yaman günlerden geçiyor ne dehşetli hadiselere şahitlik ediyoruz. Çirkinin güzel, illetin şifa, kötünün iyi olarak takdimi zamanımızın mutadı oldu. Dahası, gün geçmiyor ki farka ve sınıra dikkat eden hassalarımızın biri daha birlik ve beraberlik söylemlerinin kurbanı olmasın! Gündelik hayatımız “aman ağzımızın tadı bozulmasın” cümlesine, kamusal alandaki varlığımız “devletin ve milletin âli menfaatleri” ile tezyin edilmiş kirli heveslere, düşüncemiz nevzuhur ve her biri politik müdahale anlamı taşıyan sözde “ortak değerler”e habire haraç veriyor. Yaralı ama kendi mağduriyetine sebebiyet veren işlere de bir o kadar hevesli çocuklar gibi yaşıyoruz.
Değerli Müminler!
İslam’ın hükümlerinin iyilik, güzellik, sevgi, muhabbet vb. kelimelerle askıya alındığı, hakkı batıldan ayıran esaslarının genel ahlak söylemleri içerisinde bile isteye işlevsiz kılındığı günlerde, yani ahir zamanda yaşıyoruz. Halbuki, hak indinde din, İslam’dır. İslam hak üzeredir. Esas olan da hakka riayettir. Ana-babayı evlattan, kardeşi kardeşten, evladı da ana-babadan ayıran ise bu riayetin ta kendisidir.
Kıymetli Müslümanlar!
Size bugün İkrime’den bahsedeceğim. İkrime, efendimizin ve dinimizin azılı düşmanlarından Ebû Cehil’in oğludur. Başlangıçta babası gibi Müslümanlığın en katı muhaliflerinden olmuş ve İslâm karşıtı hareketlerin hemen hepsinde bilfiil rol almıştır. Fetih günü İslâmiyet’i kabul eden eşinin isteği üzerine bağışlanmış ve Mekke’ye dönerek ihtida etmiştir. Sonrasında, Uman, Mehre ve Debâ mürtedleriyle savaşmaya gönderilmiştir. Kaynaklar onun, Suriye ve Filistin’in fethi sırasında Bizanslılarla yapılan Ecnâdeyn Savaşı’nda veya aynı yıl Mercüssuffer Muharebesi’nde şehid olduğunu nakleder. Ne mutlu ona. İşte, babası Ebu Cehil ile İkrime arasındaki farktır İslam! Efendimizi, Mekkeli müşrikler nazarında toplumda nifak çıkartan ve de bozguncu gösteren bu farktır. Evet, yüce dinimiz İslam ki ana-babayı evlattan, kardeşi kardeşten, evladı ana-babadan hak üzere ayırandır!
Aziz Müslümanlar!
İslam’ı çürümüş bir toplumsal birlik idealinin mayası kılmak üzere kurgulayabileceğini zannedenler ziyandadır. İslam’ı günlük hayatın ortasından, işimizden, aşımızdan, ayağımızdan ve başımızdan çekip herkesin hevasına cevaz veren bir “new age hoşgörü dini” olarak takdim edenler ziyandadır. İslam’ı, toplumun, toprağın ve tarihin kılcal damarlarından söküp atmaya azmetmiş olanlara rahmet okutan bir payanda olarak kullananlar ziyandadır. İslam’ı bir kurumsal çatı altında “sivil alan dini” olarak kuşa çevirmeye memur edilenler ziyandadır. O İslam ki, hele de ehli iman olarak İslam yurdu kıldığımız, kelimenin tam anlamıyla şeyhler, dervişler ve diğer ehli hâlin kanlarıyla yoğrulmuş şu güzel ülkemizde, varlığına kastedenlerin bile ancak ve ancak ona nispetle toplumsal meşruiyetini temin edebildiği yegâne varlık imkanıdır!
Din Kardeşlerim!
“Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.” mısrasını şu durduğum minberlerden çokça duyarsınız da Türkiye’yi vatan kılan şehitlerin mirasıyla hayatını ve şiirini çatmış Akif’in şehit oğullarına, yani sizlere, Süleymaniye’nin kürsüsünde seslenen bu büyük şairin neden on yılı aşkın süre kendini hicrete mecbur hissettiğini ve neden sesiyle vatan kıldığı ülkesine ancak ölümüne aylar kala bitkin ve çaresiz dönebildiği duymazsınız. Fark bâkîdir ve cârîdir. Rabbimiz Kâfirûn suresinde şöyle buyuruyor:
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
قُلْ يَٓا اَيُّهَا الْكَافِرُونَۙ لَٓا اَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَۙ وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۚ وَلَٓا اَنَا۬ عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْۙ وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۜ لَكُمْ د۪ينُكُمْ وَلِيَ د۪ينِ
Şerefli Müslümanlar!
İslam hak üzere bir olmayı gerektirir. Hak ise İslam’dadır. Birlik ve beraberlik İslam üzere ise kıymetlidir. Hakkın rızasını gözetmeyen, İslam üzere olmayan hiçbir “âli menfaat”in kıymeti yoktur. Efendimiz “İnsanlar onu tanıyacak diye faciri anmaktan çekiniyor musunuz? Facirden, bulunduğu hal üzere bahsedin ki insanlar ondan sakınsınlar.” buyuruyor. O halde, lanet olsun Ebu Cehil’e ve onun soyuna. O halde rahmet olsun İkrime’ye ve onun soyuna. Ve şükürler olsun babayla oğlunun arasını hak üzere ayıran İslam’ın sahibi Allah’a.

Geçen haftanın hutbesini okumak için tıklayın.
