Muhterem Müslümanlar!

Kelimelerin içinin boşaltılmasına ilişkin vurgu eskidir. Buna yönelik vurguları gündelik hayatta da sık sık duyarız. Misal “vefa deyip geçme” denir, “çok şey ifade eder”. Hafif gırgır şamata makamında vefanın sadece İstanbul’da bir semt adı olmadığını söyler büyüklerimiz.

Gerçi sadece bir semt adı da olsa çok şey ifade ederdi Vefa. Çok şey ifade eder de, vefa, dümdüz vefa, şu bildiğimiz vefa ne ifade etmez? Bugün anlam taşıyan soru bu.

Çünkü kelimelerin içinin boşaltılmasından çok kelimelerin anlam yükünün katar katar -bu aralar çok moda olan o meşum kelimeleri kullanayım- “gönüllü göç”e mahkûm edildiği zamanlarda yaşıyoruz.

Bir bakıyorsunuz vefa kisvesinin altında yeni atanmış kaltaban heveslerin sırıtışı boy gösteriyor. Bir bakıyorsunuz vefa, tam da ahde nisyanın mayasını çalmak üzere allanmış pullanmış ve cümlelere bürünmüş.

Değerli Müminler!

Vefa ne ifade etmez ve ne değildir? Soru bu.

Vefa, bir kelime olarak ne kendi başına bir gemidir ne de bir ortak payda. Birleştirmez. Vefa yüz yıllık kör heveslerin üzerine çekilecek bir cila değildir ve herhangi bir makamın terbiye aracı olarak bileylenmez.

Vefa, aslına bakılırsa, daha çok ayırır. Doğru ile yanlışı, kıymetli ile kıymetsizi, vefaya layık olan ile vefaya layık olmayanı. Vefa bu bakımdan bir torba da değildir. İçine her koyulanı taşımaz. Kirlenmişe, kokuşmuşa, atılması gerekene geçici bir süre de olsa alan açmaz.

Kıymetli Müslümanlar!

Vefa bazen buğz, bazen tel’in bazen de kayıtsızlık olarak kendisini gösterir. İllâ, o uzaktaki köye gitmeyi veyahut birini cân-ı gönülden öpmeyi gerektirmez. Bazen bir duaya âmin demeyerek gösterilen bir kıyam biçimini alır.

Vefa çoğunlukla bir yere varmakla, bir insana kavuşmakla ilişkilendirilir ama terk etmek de vefanın önemli bir cüzüdür.

Dedim ya, vefa ne ifade etmez ve ne değildir? Soru bu.

Aziz Müslümanlar!

Vefa, bir kirli sepeti değildir. Bu sebeple elimize geleni veya tutuşturulanı alıp içine atamayız. Vefa, halı değildir. Çeri çöpü altına süpürüp bir de üstünde birlik ve beraberlik nakaratıyla gerdan kırmaya izin vermez.

Sapı samandan, arpayı başaktan, kurdu kuştan ayırt etmekten aciz olanların yılışık hoşgörü tellallığına ve kariyer hesaplarına vefa bahsinde yer yoktur.

Vefa, kablosuz süpürge değildir. Elinize alıp tarihin kirli isimlerini, kirli fiillerini, kirli zarflarını ve edatlarını onunla temizleyemezsiniz.

Şerefli Din Kardeşlerim!

Vefanın özü, kuşatıcı olduğu kadar dışlayıcıdır. Mü’minlerin kalbine, aklına ve diline kastedenlere vefa gösterilmez.




Yazar Hakkında

27 Aralık 1992’de İzmir’de doğdu. Lise eğitimini (Konya) Özel İsmail Kaya Lisesi’nde, üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi’nde tamamladı. 2014’te Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini İbn Haldun Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde Heidegger’de varlık, hakikat ve sanat ilişkisi üzerine yazdığı tezle tamamladı. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Felsefe Tarihi ve Sistematik Felsefe doktora programında eğitimine devam ediyor. İlk şiir kitabı Kanımız Yerde Kaldı (Ebabil Yayınları) 2018’de, Ölüm Alışkanlığı (Ketebe Yayınları) ise Mart 2022’de yayımlandı.

1 Yorum

  1. Pingback: Muhayyel Bir Birlik Hutbesi

Yorum yaz