Tekke ve zaviyelerin kapatılmasının 100. yılı dolayısıyla hazırlanan Tekkelerin Seddinin 100. Yılı: Tarih, Toplum ve Düşünce adlı kitap Tezkire Yayınları etiketiyle yayımlandı. Prof. Dr. Ali Satan’ın editörlüğünü yaptığı çalışma, tekke ve zaviyelerin tarihî, toplumsal, kültürel ve dinî işlevlerini farklı yönleriyle ele alan kapsamlı bir değerlendirme niteliği taşıyor. Kitapta, tekkelerin yalnızca dinî hayatın bir parçası olarak değil; eğitim, irfan, sanat, mûsiki, sosyal dayanışma ve toplum hayatında önemli roller üstlenen kurumlar olarak ele alındığı çalışmalar bir araya getiriliyor.
Tekkelerin kapatılması farklı yönleriyle ele alınıyor
Kitap, Mahmud Erol Kılıç’ın “Tekkelerin Kapatılmasını Nasıl Okumalıyız?” başlıklı yazısıyla başlıyor. Ardından Mustafa Kara, tekkelerin kapatılmasının ardından şeyh efendilerin izlediği yolu ele alırken, Sait Başer konunun Türk tefekkür dünyasına etkisini inceliyor. Ruhi Ayangil ise tekkelerin kapatılmasının Türk musikisine yansımalarını değerlendiriyor.
Bu bölümde ayrıca tekkelerin kapatılması sırasında Diyanet İşleri Başkanlığının kurumsal tutumu, Hicret K. Toprak tarafından teo-politik açıdan ele alınıyor. Cumhuriyet dönemi tekke politikası ise Mustafa Özsaray’ın çalışmasında incelenirken, Fahri Maden 1925 sonrasında Bektaşiliğin ve Bektaşi tekkelerinin durumunu değerlendiriyor.
Bosna’dan Kosova’ya tekke geleneğinin izleri
Çalışmanın dikkat çeken yönlerinden biri, tekke geleneğini Türkiye sınırlarının ötesindeki tarihî ve güncel görünümleriyle de ele alması.
Kazım Hacımeyliç, 20. yüzyılda Bosna-Hersek tekkeleri ve bunların toplumsal etkileri üzerinde dururken, İsmail Güleç Kosova tekkelerinin güncel durumunu inceliyor. Elif Uzunğaç ise Kırım’da tasavvufun izlerini Gözleve’deki Derviş Tekkesi üzerinden takip ediyor.
Kosova’daki Rifâîlik geleneği ve Hacı Şeyh Musa Dergâhı da Shkemb Novokazi tarafından ele alınan konular arasında. Kıbrıs’taki tekke ve zaviyelerin durumu ise Mustafa Kemal Kasapoğlu tarafından 1878-1960 arasındaki İngiliz dönemi bağlamında değerlendiriliyor.
Tekke ve toplum ilişkisi
Kitapta tekkelerin toplumla ilişkisi de farklı örnekler üzerinden ele alınıyor. Süleyman Doğan, Darende Dergâhı ve Osman Hulusi Efendi üzerinden modern dönemde tekke-toplum ilişkisini incelerken, Can Ceylan Ümm-ü Kenan Dergâhı ve Şeyh Kenan Rifâî örneğinden hareketle tekkelerin işlevine bakıyor.
Ahmet Yapıcı ise tekke ve zaviyelerin kapatılmasının sosyolojik sonuçlarını değerlendiriyor. Böylece tekkelerin yalnızca tasavvufî hayat içerisindeki konumları değil, toplumun sosyal ve kültürel yapısıyla kurdukları ilişki de ele alınıyor.

Prof. Dr. Ali Satan’ın editörlüğünü yaptığı çalışma, tekke ve zaviyelerin tarihî, toplumsal, kültürel ve dinî işlevlerini farklı yönleriyle ele alan kapsamlı bir değerlendirme niteliği taşıyor.
Mûsiki ve kültürel miras
Tekkelerin sanat ve mûsiki alanındaki etkileri de eserde ayrı bir başlık altında değerlendiriliyor. Ruhi Ayangil’in Türk musikisine ilişkin çalışmasının yanı sıra Mehmet Cemâl Öztürk, tekkelerin seddinin yüzüncü yılında Türk Tasavvuf Musikisi ve Folklorunu Araştırma ve Yaşatma Vakfı üzerinden günümüzde sürdürülen çalışmalara dikkat çekiyor.
İstanbul tekkeleri ile Kazan Tatarları arasındaki ilişkiyi ise Alfina Sibgatullina ele alıyor. Böylece tekke geleneğinin yalnızca dinî bir kurum olarak değil, aynı zamanda mûsiki, folklor ve kültürel aktarım bakımından taşıdığı rol ortaya konuluyor.
Farklı coğrafyalarda tekke ve zaviye geleneği
Eserde tekke ve zaviye geleneğinin Sovyet coğrafyasındaki seyri de inceleniyor. Zukhra Altymyshova ve Abdirashit Babatayev, Sovyet döneminde Kırgızistan’da dinî hayatı ve zaviyelerin durumunu ele alıyor.
Bu çalışmalarla birlikte kitap; İstanbul, Anadolu, Balkanlar, Kırım, Kıbrıs ve Orta Asya’yı içine alan geniş bir coğrafyada tekke ve tasavvuf geleneğinin geçirdiği dönüşümlere bakma imkânı sunuyor.
Kapatılmanın yüzüncü yılında kapsamlı bir değerlendirme
Kitabın son bölümünde H. Kâmil Yılmaz, tekkelerin kapatılmasının din algısı üzerindeki etkisini ele alıyor. Eserde ayrıca genişletilmiş İngilizce özet ve dizin bölümleri bulunuyor.
Tekkelerin Seddinin 100. Yılı: Tarih, Toplum ve Düşünce, 1925’te tekkelerin ve zaviyelerin kapatılması kararının yüzüncü yılında, meseleyi yalnızca siyasi ve hukuki boyutlarıyla değil tasavvuf, düşünce, mûsiki, toplum, eğitim ve farklı coğrafyalardaki tekke geleneği üzerinden de ele alan geniş kapsamlı bir çalışma olarak okuyucuya sunuluyor.
