İlk uzun metraj filmi “Aldığımız Nefes” ile dikkat çeken yönetmen Şeyhmus Altun, yapımcı Hazal Yazan Tan ile birlikte hayata geçirdiği filmin yaratım sürecini, sinema yolculuğunu ve festival deneyimlerini, yapımcı Zeynep Atakan’ın sunduğu “Neden Filmimi Çekemiyorum?” videocast programında anlattı. Toronto Film Festivali’ndeki dünya prömiyerinin ardından Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde de ödülle karşılanan film 1 Mayıs itibarıyla Türkiye’de vizyona girdi.
“Film dünyası beni de zehirledi”
Diyarbakır doğumlu olan ve 8 yaşına kadar burada yaşayan Altun, daha sonra ailesiyle birlikte İstanbul’a taşındı. Lise yıllarında edebiyatla ilgilendiğini, kısa hikâyeler ve öyküler yazdığını söyleyen yönetmen, sinemaya yönelişini şu sözlerle anlattı:
“2000’lerin başında çok fazla Avrupalı ve bağımsız Amerikalı yönetmen izlemeye başladım. O film dünyası beni de zehirledi.”
İstanbul Bilgi Üniversitesi Sinema ve Televizyon Bölümü’nde eğitim alan Altun, üniversite yıllarında reklam sektörüne adım attı.
Yapımcı Hazal Yazan Tan ile güçlü ortaklık
Programda, filmin yapım sürecinde yapımcı Hazal Yazan Tan’ın üstlendiği rol de vurgulandı. Daha önce kültür-sanat içerikleri projelerde birlikte çalışan Şeyhmus Altun ile Hazal Tan’ın, uzun yıllar sonra “Aldığımız Nefes” filmiyle yeniden bir araya geldiği belirtildi.
Altun, senaryoyu ilk olarak Tan’a götürdüğünü belirterek, “Böyle bir senaryom vardı. Hazal’a götürdüm ve yapmak ister misin diye sordum. O da projeye dahil oldu” dedi.
Programın sunucusu Zeynep Atakan ise Hazal Yazan Tan’ın yapımcılık sürecindeki etkisine dikkat çekti. Atakan, “Hazal’ı çok iyi tanıyorum; hem öğrencim hem de çok iyi bir yapımcı. Filmi temsil etmenin ne kadar önemli olduğunu baştan sona göstermiş bir isim” ifadelerini kullandı.
Altun da ilk uzun metraj filmde doğru yapımcıyla çalışmanın belirleyici olduğunu ifade etti. Bağımsız sinemada yapımcının yalnızca finansman sağlayan değil, projenin tüm yaratıcı sürecini taşıyan kişi olduğunu söyleyen yönetmen, bu güven ilişkisinin filmi ayakta tutan en önemli unsurlardan biri olduğunu vurguladı.
Zeynep Atakan: “Film görünürde felaket hikâyesi gibi ama altında yas, sessizlik ve bastırılmış duygular var”
Zeynep Atakan filmin görünürde bir felaket hikâyesi gibi ilerlediğini ama altında yas, sessizlik ve bastırılmış duygular olduğunu düşündüğünü ifade etti.
“Bazen söyleyemediğimiz duyguların, söyleyebildiklerimizden çok daha derin izler bıraktığını düşünüyorum.” cevabını veren Altun, filmin temel çıkış noktasının çocukluk anıları ve “kalmak mı, gitmek mi” sorusu olduğunu söyledi.
Kocaeli’nde çekilen filmde yangın sahneleri, çocuk oyuncular ve zorlu prodüksiyon koşulları dikkat çekti. Altun, bu süreci profesyonel ekiplerle yönettiklerini belirterek, “Kimse bana dur demedi, ben de durmadım” sözleriyle projeye yaklaşımını özetledi.
Toronto’dan Antalya’ya uzanan festival yolculuğu
“Aldığımız Nefes”, dünya prömiyerini Toronto International Film Festival’nde yaptı. Ardından San Sebastián International Film Festival ve Antalya Golden Orange Film Festival’nde izleyiciyle buluştu.
Toronto’daki ilk gösterimin kendisi için büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu söyleyen Altun, festival seyircisinin yoğun ilgisini şöyle anlattı:
“Adeta bir kutlama gibiydi. İlk filmlerin yarıştığı Discovery bölümündeydik. İlk filmini yapan yönetmenlere karşı çok destekleyici bir atmosfer vardı.”
“Ödüller anlık dopamin”
Festival ödüllerine mesafeli yaklaştığını söyleyen yönetmen, asıl önemli olanın seyirciyle kurulan bağ olduğunu vurguladı.
“Ödülleri anlık dopamin gibi görüyorum. Önemli olan seyirciyle buluşmak ve onlardan geri dönüş almak.”
Altun, İstanbul Film Festival’nde ödül alamamanın da kendisi için kıymetli bir deneyim olduğunu belirtti.
“Sizin senaryonuz sizin dışınızda kimsenin umrunda değil.”
Film üretim sürecinin yalnızca iyi bir senaryodan ibaret olmadığını vurgulayan Altun, şu ifadeleri kullandı:
“Sizin senaryonuz sizin dışınızda kimsenin umrunda değil. İnsanların yatırım yaptığı şey senaryo değil, sizin kendiniz oluyor. Size inanan insanları bulmak gerekiyor.”
Yeni filmler yolda
İkinci filmi için çalışmaların başladığını açıklayan yönetmen, şimdiden senaryo workshoplarına katıldığını söyledi.
Genç sinemacılara ise şu tavsiyede bulundu:
“Sektörde çalışmak en kolay yol. Reklamda, dizide ya da filmde sektöre girip insanlarla tanışmak çok önemli. Çünkü ileride film yaptığınızda dönüp soracağınız insanlar onlar oluyor. Kurduğunuz o dünyayla film yapıyorsunuz.”
