Tarihçi İlber Ortaylı‘nın cenazesinin, tarihsel olarak ulema ve meşayihe tahsis edilmiş bir mekân olan Fatih Camii haziresine defnedileceğinin duyurulması kamuoyunun tepkisine yol açtı. Aralarında yazar, akademisyen ve siyasetçilerin de bulunduğu isimler, birbirinden bağımsız biçimde aynı noktada buluşarak bu karardan vazgeçilmesi çağrısında bulundu.


Yusuf Kaplan: “Fatih Camii haziresi millete aittir. Bu karardan derhal vazgeçilmelidir.”

Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, Ortaylı’yı “yalan tarihin propagandisti” olarak nitelendirerek hazirede yatanlara yakışmayacağını savundu.

Ama bu cenaze, cenazesi çoktan kaldırılması gereken bir “yalan tarih”in mimarlarından birinin cenazesi olunca susmak vebaldir, diyerek usturuplu bir dille birkaç hayatî tespitte bulunmayı bir vatan, millet borcu ve büyük bir mesuliyet olarak addediyorum.

“Esad Coşan Hoca’nın defnine izin verilmemişti”

Kaplan, yaşanan bir çifte standardı da gündeme taşıdı. Esad Coşan’ın cenazesinin aynı hazireye kabul edilmediğini hatırlatarak yetkililerin bu kez farklı bir tutum sergilemesini eleştirdi.

Şehid Esad Coşan Hocamızın cenazesinin Fatih Camii’nin haziresine gömülmesini reddeden yetkililerin İlber Ortaylı’nın cenazesinin oraya gömülmesine onay vermesini protesto ediyorum.

Kaplan, şöyle devam etti: “Fatih Camii haziresi millete aittir ve bu milletin altını oyan monşerlere, masonik-baronik çetelere hizmet eden bir adamın cenazesinin oraya gömülmesi oradaki bütün büyük insanların aziz ruhlarını da rencide edecektir. Bu karardan derhal vazgeçilmelidir.”

“Bu toprakların çocuklarını tarihe gömdü”

Çünkü “görevli” bir adamdı: 28 Şubat’tan sonra piyasaya sürülmüştü ve Yaşar Nuri’nin ilâhiyat alanında yaptığı “yıkım” işini o tarih alanında yapmıştı. İsteseydi, dik durabilseydi, yalan üzerine inşa edilen ve dayatılan tarihi yerle bir edecek tarihî bir misyon üstlenebilir ve tarihe kahraman olarak geçerdi. Ama o bu dünyada ucuz kahramanlığı ve alkışlanmayı tercih etti. Kendisi gibi Kırımlı ama pek çok bakımdan büyük tarihçi olan ve milletin boynuna dolanan tapınakçı prangaları güçlendiren Halil İnalcık’ı ucuz kahramanlık konusunda fersah fersah geçen, bu toprakların çocuklarını ve tarihini “tarihe gömen” bir adam olarak mezara gitti.

Bedri Gencer: “Bu yanlıştan acilen dönülmelidir.

Sosyoloji profesörü Bedri Gencer ise Fatih Camii haziresinin işlevini ve niteliğini ön plana çıkardı. Hazirenin bir ünlüler panteonu olmadığını, ilim ve tasavvuf ehline ayrılmış köklü bir mekân olduğunu vurgulayan Gencer, Ortaylı’nın güç eksenli değişken kişiliğine ve “nüfuz casusluğu” olarak tanımladığı faaliyetlerine dikkat çekerek bu defin kararının hazirede yatan zatların hatırasına saygısızlık teşkil edeceğini öne sürdü. Gencer, şu ifadeleri kullandı:

Fatih Camii haziresi, ünlüler mezarlığı değil, ulema ve meşayıh mezarlığıdır. Ortaylı gibi kişilerin yanlarına gömülmesi, orada yatan mübarek zatların kemiklerini sızlatır. Bu yanlıştan acilen dönülmelidir.

Aydın Ünal: “Siyonizme yalakalık yapan sözleriyle hatırlayacağız.”

Eski AKP milletvekili ve yazar Aydın Ünal, Ortaylı’yı mesleki açıdan “resmi tarih”in ve statükonun sözcüsü olarak tanımlamanın yanı sıra en ağır eleştiriyi onun dış politika tutumuna yöneltti. Ünal, Ortaylı’nın kendi tarih anlayışıyla çelişir biçimde Filistin’in en zorlu dönemlerinde Filistinlileri aşağılayan ve Siyonizme yakın açıklamalar yaptığını hatırlatarak bu tutumu Ortaylı’nın kalıcı mirası olarak kayda geçirdi. Ünal, şu ifadeleri kullandı:

Biz onu, kendi tarihimizle de çelişmek pahasına ve densizliğine rağmen en zor zamanlarında Filistinlileri aşağılayıp Siyonizme yalakalık yapan sözleriyle hatırlayacağız. Umarız tarih ilmi artık özgürleşir.

Sosyal medyada İlber Ortaylı’nın Fatih Camii haziresine gömülmemesi için resmi makamlara yazılan yüz binlerce tweet dikkatleri çekiyor.

Ortaylı’nın Mezar Yeri Vasiyeti: “Gelibolu”

Öte yandan Ortaylı’nın bizzat dile getirdiği bir vasiyet de bu süreçte yeniden hatırlatıldı. Gazeteci Adem Metan’ın mezar yeri tercihine ilişkin sorusunu yanıtlayan Ortaylı, defnedilmek istediği yerin Fatih Camii haziresi olmadığını açıkça ortaya koymuştu. Ortaylı, İstanbul’da gömülmek istemediğini belirterek tercihinin Gelibolu olduğunu söylemiş ve “Burada istemiyorum, kalabalık sevmem” cevabını vermişti.

HAZIRKITA Postası

Şiirden sinemaya, haberden tahlile ━ HAZIRKITA’nın seçkisi iki haftada bir e-posta kutunuzda.

Yazar Hakkında

HAZIRKITA, bir odağa yaslanmaksızın ve verili politik-poetik angajmanlara dâhil olmaksızın konuşabilme ihtiyacına binaen 2017’de yayın hayatına başladı. Türk ve dünya edebiyatının seçkin ve özgün örneklerine yer verme, nitelikli kültür-sanat yayıncılığı yapma ve bağımsız bir tartışma platformu oluşturma ilkesiyle yayın hayatını sürdürüyor.

1 Yorum

  1. Pingback: Bir Ölünün Ardından | Hasan Hüseyin Çağıran | HAZIRKITA

Yorum yaz