Mahmoud Al-Rantisi, Al-Jazeera Center for Studies tarafından yayımlanan “Filistin Meselesine ve Arap Baharı Ülkelerine Yönelik Katar Dış Politikası” başlıklı bir kitabın ve Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri üzerine SETA tarafından yayımlanan iki analizin yazarı. “Rou’ya Türkiye” dergisinin editör yardımcılığını yürüten ve doktora çalışmalarına Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde devam eden Al-Rantisi Filistin’deki uzlaşı görüşmelerine ilişkin önemli değerlendirmeler içeren bir yazı yayımladı. Ortadoğu Vakfı’nın web sitesinde yayımlanan yazıda Al-Rantisi “Bu görüşmeler daha önceki görüşmelerden farklı olacak mı?” sorusunun cevabını arıyor.

Editör Notu: Katar ile ilgili çalışmaların önem kazandığı bir süreçte bölgedeki gelişmeleri yetkin bir şekilde ve yakînen takip eden Mahmoud Al-Rantisi’nin Katar dış politikasına ilişkin kitabının Türkçe’ye kazandırılması literatüre önemli bir katkı sunacaktır.

*

Al-Rantisi’nin uzlaşı müzakerelerinin arka planına ilişkin değerlendirmeleri şu şekilde:

İlk olarak bu görüşmenin arka planını değerlendirmek gerekmektedir. Hamas Hareketi 2006 yılında Filistin’de yapılan parlamento seçimlerinde büyük bir başarı elde etti. Hamas Hareketi’nin bu başarısı gerek uluslararası taraflar nezdinde gerekse bölge (Türkiye, Katar ve İran hariç) ülkeleri nezdinde kabul görmedi. Hamas’ın kabul görmemesinin arka planında yatan sebep Hamas’ın İsrail’i tanımamasıdır. Hamas ve El-Fetih arasındaki görüş farklılıkları Hamas’ın bu başarısını gölgeleyen bir diğer sebeptir. Bu sebeplerden dolayı Hamas’a ve Gazze’ye İsrail ve bazı bölge ülkeleri tarafından 2007’de başlayan ve halen devam eden ambargo süreci başlatıldı. Son aylarda Gazze’ye uygulanan ambargo katlanarak şiddetlendi.

Gazze 10 yıldan fazla ambargo altında kaldı. Bu süre içerisinde Gazze’ye İsrail tarafından 3 büyük savaş açıldı. Gazze’nin dışarıya açılan sınır kapıları kapatılarak bu kapılardan petrolün, inşaat malzemelerinin ve en temel insani ihtiyaçların bile girişi yasaklandı. İnsanların yaşaması için gerekli olan elektrikte kesintiler yapıldı. Bütün bu gelişmeler Gazze’deki devlet memurlarının maaşlarına etki etti ve işsizlik oranı da giderek arttı. Süreç, insanların yaşamı için gerekli olan maddi imkanların her geçen gün daha kötüye gitmesine yol açtı. Gazze’de durum buyken Suriye’de ve özellikle coğrafi yakınlığı sebebiyle merkezi role sahip olan Mısır gibi ülkelerde Arap Baharı sürecinin etkisiyle yaşanan siyasi gelişmeler Gazze halkının umutlarını yeniden yeşertmiştir. Ancak 2013 yılında Mısır’da karşı devrim sürecinin başlaması Gazzelilerin Mısır’a dair umutlarını söndürdü. Bu süre içerisinde Filistin’deki siyasi aktörlerden olan Hamas Hareketi bu olayların yaşandığı ülkelerin ve genel olarak da Arap ülkelerinin iç meselelerine dahil olmamaya özen gösterdi. Arap ülkelerinin büyük bir kısmı Hamas Hareketi’ni Müslüman Kardeşler’in Filistin kolu olarak görmektedir. Dönemin Hamas lideri Halit Meşal hareketin bu olaylardan zarar görmemesi için yeni siyasi vizyon belgesini dünya kamuoyuyla paylaştı. Yeni siyasi vizyon belgesine rağmen Arap devletleri Hamas ile olan ilişkilerinde beklenen seviyede bir değişikliğe gitmedi.

Hamas Hareketi bütün bu olanlar karşısında Gazze’deki 2 milyon insanın durumunun bu şekilde devam edemeyeceğini ve El-Fetih ile yaşanan iç siyasi polemiklerin hem Gazze halkına hem de Batı Şeria’daki harekete zarar vereceğini düşündü. Ayrıca Hamas Hareketi’nin kurtuluş felsefesi El-Fetih’e karşı değil İsrail işgal güçlerine karşı mücadele etmeyi esas almaktadır. Hamas Hareketi asıl amacını kaybetmemek için ikincil meselelerle uğraşmak istemiyor.

Gazze’de halkın içinde bulunduğu zor durum, yaşanan sıkıntılar ve insanlık dramı, Hamas Hareketi’ni bir şeylerin yapılması adına harekete geçirdi. Hamas, Filistin halkının çıkarlarını her şeyin üzerinde tutarak Gazze’deki idari komiteyi feshettiğini açıkladı. Sınır kapılarındaki hakimiyetini, hükümetteki makam ve bakanlıkları Hamas Hareketi olarak Ramallah’ta bulunan yönetime devretti. Konu ile ilgili Hamas’ın Gazze lideri Yahya Sinvar “Hükümetin devamlılığı hiçbir Filistinli çocuğun hayatından daha önemli değildir. Filistinli çocukların yaşamı her şeyin üzerindedir” dedi.

*

Al-Rantisi, uzlaşı müzakerelerini ortaya çıkaran süreçte uluslararası birtakım gelişmelerin rolünün önemi vurguluyor:

Uluslararası birtakım gelişmelerin de uzlaşı müzakerelerine giden yolu hazırladığı söylenebilir. Hamas Siyasi Büro Eski Başkan Yardımcısı Dr. Musa Ebu Merzuk Arap bir siyasetçiden “ABD’nin ve İsrail’in Filistinli taraflar arasındaki görüşmeyi veto etme kararını kaldırdığını” duyduğunu açıklamıştır. Bu durum uzlaşıya giden yolun müşevviklerinden biri olmuştur. Trump yönetiminin vetoyu kaldırması İsrail ve Körfez ülkeleri arasındaki ilişkileri daha işlevsel ve açık hale getirecek bir konjonktürü temin etme arayışı olarak okunabilir. Meselenin İsrail açısından önemi ise Lübnan Hizbullah’ına karşı muhtemel bir çatışma durumunda kendisine karşı Gazze’de harekete geçecek ikinci bir güç istemiyor olmasıdır. Gazze’nin Abbas yönetimi altında olması bu noktada İsrail için güvence anlamını taşımaktadır.

*

Al-Rantisi, uzlaşı müzakerelerinin önemini vurguluyor fakat asıl hayati önem taşıyan sürecin anlaşma sonrasındaki süreç olduğunun altını çiziyor:

Diğer taraftan bu olumlu atmosferi bozabilecek birtakım unsurların olduğunu söylemek mümkündür. Bu unsurların başında tarafların birbirlerine karşı duydukları güven sorunu yer almaktadır. Hamas ve El-Fetih’in bölgesel ve uluslararası aktörlerin kamplaşmalarında farklı saflarda yer alması sorun çıkarma potansiyeli taşımaktadır. Daha da önemlisi Filistin’in kurtuluşu meselesinde ve İsrail’e karşı benimsenecek stratejinin tayininde Hamas ve El Fetih arasında önemli farklılıklar yer almaktadır. Hamas Hareketi’nin kadrolarında uzlaşmanın ötesinde sürecin, Hamas’ın silahsızlaştırılmasına evrilebileceği endişesi vardır. İsrail’in işgaline karşı silahlı direnişin temel bir hak olduğunu düşünen Hamas, bu meselenin müzakere masasında yeri olmadığını ve ileride de olmayacağını vurgulamaktadır. El-Fetih ve Hamas’ın ortak endişesi ise Dahlan’ın bazı bölgesel aktörlerin çıkarlarının bir karşılığı olarak Filistin siyasetinde yeniden merkezi bir konuma gelme ihtimalidir. Bütün bu gelişmelerin ışığında, uzlaşı iklimini ortaya çıkaran sürecin ve müzakerelerin seyrindeki hız, Trump Amerika’sının Ortadoğu vizyonundan bağımsız olarak değerlendirilmemelidir. Körfez ülkeleri ile İsrail arasındaki normalleşme başta olmak üzere bölgede diğer birtakım gelişmeler de bu bağlamda okunabilir.

Refah sınır kapısının açılması başta olmak üzere elektrik ve inşaat malzemelerinin temini gibi Gazze halkının temel ihtiyaçlarının karşılanması, gerçekleşmesi halinde, uzlaşının ömrünü eski uzlaşı dönemlerine kıyasla uzatacaktır. Fakat yukarıda sözü edilen (direniş hareketinin silahsızlaştırılması vb.) hususlarda yapılabilecek her türlü tartışma uzlaşı sürecini baltalayacaktır. Filistin’in geleceğinin inşasında Hamas’ın ve El-Fetih’in ortak bir kurtuluş programı ortaya koyması en temel ihtiyaç olarak görünmektedir. Mevcuttaki uzlaşı girişimi Filistinlilerin çıkarları ve kurtuluş programı açısından ilk adım olarak değerlendirilebilir.

Haber-Yorum: H.H.Ç.

Yazar Hakkında

HAZIRKITA, bir odağa yaslanmaksızın ve verili politik-poetik angajmanlara dâhil olmaksızın konuşabilme ihtiyacına binaen 2017’de yayın hayatına başladı. Türk ve dünya edebiyatının seçkin ve özgün örneklerine yer verme, nitelikli kültür-sanat yayıncılığı yapma ve bağımsız bir tartışma platformu oluşturma ilkesiyle yayın hayatını sürdürüyor.

Yorum yaz