Konuşmak istiyorum. Buraya bir sandalye çekebilirim. Evet, nerede kalmıştık, bugünün bir imkân olarak bize nasıl doğduğunda. Güneş orada. Doğduğu yerde, dün olduğu gibi yarın da doğmak üzere bugünümüzü aydınlatıyor. Biz kendimizi bir karanlığa çekiyoruz. Ya da kötülüğü kendimizden ve irademizden uzaklaştıracak bir cümlede ikamet edelim: Karanlık bizi kuşatıyor. Vicdani bir rahatlamaya da kulaç atmak istersek, bizi, bize rağmen kuşatıyor. Herkes kendi güneşiyle arasına giren kötülüğün karşısında bir hakikat savaşı veriyor. Bunun için de karanlığa karşı yeni sözler bileyliyoruz. Ve konuşuyoruz, karanlığı ve karanlığı ifşa eden her şeyi, aydınlığa çıkabilme umuduyla. Bir ifşaat çukurunda biriken bir damla kirli suyun etrafına üşüşen veya oracıkta türeyiveren bir sivrisinek kümesi gibi, vızıltılarla, makul bir yol ve yönden mahrum olarak, aralıksız ve birbirine giren sesler eşliğinde sürekli, sürekli, sürekli ve sürekli konuşuyoruz. İşte üzerine konuşulacak yeni bir gelişme, bir sırrı gün yüzüne çıkarabilecek yeni bir son dakika haberi, ansızın başlayan sağanak yağış ve karşıkonulamaz bir akıntının baştan çıkaran cazibesi.

Susamıyoruz. O halde konuşmalıyız. Öyle ya susalım mı? Susmayalım. Kötülüğün ve karanlığın asrî elçilerine karşı bir cümle kurmaktan bizi mahrum bırakacak bir suskunluğun kira bedeli yüksek kiracıları olarak her nefeste yeni bir yutkunma biçimini mi talim edelim? Etmeyelim. Yalnız ve darmadağın kalarak kulaklarımıza çalınan her felaket çanını başımız önümüzde dinleyerek öleceğimiz günü mü bekleyelim? Beklemeyelim. O halde konuşmalıyız. O halde, konuşmamız için sokaklarımıza bırakılan harfleri kelimeye, kelimeleri cümleye, cümleleri paragrafa ulayarak elbirliğiyle büyütülen her bir denilene bir de biz koyarak evlerimize, evlerimizde yazdığımız her bir kompozisyonu da yerini ve zamanını gözetmeksizin böle parçalaya sokaklara iştahla taşımaya devam edelim. Böyle bir konuşmanın susmaktan evlâ olduğuna inanacağımız yeni ifşaat mabetlerini tıklamalı-tıklatmalı, dinlemeli-dinletmeli, okumalı ve okutmalıyız. Oku ve paylaş. Dinle ve onu da. İzle ve hemen. Evvelde ve ahirde, dünde ve yarında, şimdi ve burada ama daima konuşalım. Oyumuzu konuşmaktan yana kullanalım. İyi konuşmanın imkânı, olageldiği üzre, önümüzde: Konuşulanları, biz de konuşabiliriz. İlginçtir, konuşulanları tekrar ve tekrar, konuşulduğu gibi biz de konuşabiliriz. Ya da konuşulanları, eveleyip geveleyip yeniden ve yeniden konuşabilecekken, neden biz de konuşmayalım? Konuşulmayı bekleyen konulara, daha öncekilere yenilerini ekleyerek kendimizi karanlıktan kurtarabileceksek ve bu, bu kadar kolaysa, bunu neden yapmayalım?

İşte karşınızda kaçırılmayacak konuşma paketleri: [1] Kullanılmayan haklarınızın bir sonraki aya devredeceği “Susma Konuş” paketi: Keyfinizi sekteye uğratan gelişmelerin gündelik dökümü + eş, dost, akraba dedikoduları + son dakika gelişmelerinin sıra dışı değerlendirmeleri için ideal 6 GB + 750 DK + 250 SMS sadece *** TL. [2] 12 ay boyunca her ay 5GB hediyenizin olacağı “Muhakkak Konuş” paketi: Kendi varolduğunuz zemini hiç tartışmaya açmaksızın, irili ufaklı iktidar alanlarının ve ilişkilerinin fevkalade makul gerekçelendirmeler çerçevesinde eleştirilmesi + bir taşı oradan alıp buraya koymanızı gerektirmeyen bir sokak fotoğrafçılığı + daha güzel günler için dayatılan her bir başlığın altında eşine az rastlanır derinlikte yorumların bilabedel paylaşımı için ilk ay 20 GB hediye! + aylık 20GB + 1500 DK + 250 SMS sadece *** TL. [3] Kendi iktidar alanınızın zalimi, mağduru olduğunuz alanın hakikat savaşçısı olduğunuz ayrıcalıklı dünyalarınıza birçok avantajlı paket ve tarife çeşitlerinin size sunulduğu diğer konuşma paketleri için ister müşterisi olun ister abonesi olmayı planlayın, mevcut paket ve tarifelerden bütçenize göre en uygun olanı seçebileceğiniz tüm imkanlar kapınızda. Haydi, açın kapınızı konuşmaya.

Yazar Hakkında

1993’te, İzmir’de doğdu. Lise eğitimini (Konya) Özel İsmail Kaya Lisesi’nde, üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi’nde aldı. 2014’te Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini İbn Haldun Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde “The Relationship between Being, Truth and Art in the Thought of Heidegger” başlıklı teziyle tamamladı. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Felsefe Tarihi ve Sistematik Felsefe Bölümü’nde doktora eğitimine devam ediyor. İlk kitabı Kanımız Yerde Kaldı (şiir) 2018’de yayımlandı.

Yorum yaz