Bana bir kelime ver Tanrım
Beton mikserlerinin içine yurt yapıyor şeytan
Kardeşlerimiz gökdelen emiyor, gazete yiyor
Sanki bize bir şey olacak
Olacak!
Gönlümüze bombalar doluyor
Kahrı kalmadı perişan dilimizin
Her yağmada
Yeni şaşırma metotları icat edebilen hayat
Secdelerde kahrolacak
Evet!
Kavlime sığmaz bu cürret
Ama ver, ver de kusayım
Bütün banka hesaplarını, yüklenici uygarlığı
Şemsi Paşa’da çatlayan taşları
En zor ölüm, göstermezdi bana bunları:
-Şehri talana gelmiş genç arzular,
-Vadesi yok bankalara yatan hıncın,
-Karışıyor çimentolara görgüsüz kaslar,
Böyle işte: Her yanımız para çeşmeleri
Her yanımız kuveytli küvetler, italyan mutfaklar
Gözlerimizde indirilmiş günah dosyaları
Ver, ver de Kusayım
Bunları Tanrım bunları
Uzanıp da Batı’dan
Pençelerini kalbime gömen maharet
Dekont küpürlerinde boğuyor günlerimi
Çatlasam çatlardım ve kimse yetiştirmezdi ellerini
O esir cesaretin bürolarında mahsur kardeşlerimiz
Büyük kâğıtlara oynuyorlar Tanrım
Tahvil edilemez!
Dediğimiz ne varsa
Onlara
Bağışlanmaz dediğimiz ne varsa
Elleri dolu onlarla
Bana bir kelime ver Tanrım
Genç şehvetler edindiler
Yargılayıcı cümleler ile masumiyet zamanlarını
Kısa bile değildi merhametin saçları
Yüzerek uzaklaşan bir şeydi güzellik
Sinan inmedi İstanbul’a hiç, yaş dolu taraçasından hiç
Şehri terk etti ulu ruhlar,
Yoktu hiç döl denizlerinin kıyıları
Yoktu hiç evlerin tövbe eden odaları
Bir dağı açsam Tanrım, acı dolu yürekleri sersem sofralara
Rüyalara yansıtsam
Kıvranan, can çekişen metro duraklarını
Bir sürü kentli günahı, şeytana inanan tanrıları
Mikrofonlara konuşan o duru hüznü, yapılmış acıyı
Bitmeden sonsuz merhametin, inmeden yok edici gazabın
Bir kelime ver
Kardeşlerimin kalbine gömeyim
Aşk nerde?
Diye sorsunlar gördükleri ilk gökdelene
Bu karanlık bizim değil, bu molozlar bizim değil
Değildi hiç üstümüze yapışan hınç bizim
| şiir için kullanılan resim İlhami Atalay’a aittir.
