Ben Malatya’da soğuk bir limonataydım
Sarı bir Esenlik olurdum sıcak damların uzayında
Her sevdadan yeni bir kelime öğrenirdim, dilime sürerdim
Jöleli saçlarıma yapışırdı çapkın sözler, güller konuşurdu ağzımda
Kayısı ağaçları uzun uzun Allah’ı anlatırdı ben dinlerdim
Bilmem kaç defa uyuya kaldım gölgesinde sözlerinin
Hiç değilse bile bir kere gördüm
Yeniden yapılırken dünyayı, durmadan inip çıkıyordu melekler
Ben yazın gidip son baharda dönen bir otobüstüm
Koltuklarıma göz yaşları, biletsiz acılar ve yeni yıllar otururdu
Yüz yirmi kilometre hızla geçiyordum dağların içinden
Şiir yazardım onlara, dinamit atardım saçlarına
Gürün’de soğuk bir dinlenme tesisinde
Göğü açık bırakırlar herkese dondurma yapardı
İşte Kayseri, üstündeki karları silkelemeyen büyük babamız
Bir sürü borç öderdik kasaplara ve korkulara, hiç bitmezdi
1 Ağustos Ankara: Yanağımızdan bir kere bile öpmemiş heykelleri
Cumhuriyet bir ilaç gibiydi orada herkes yatmadan önce biraz içerdi
Ve dönülürdü tekrarın avlarına, biterdi tatili memur çocuklarının
Ne gitmekte kalırdım ne dönmekte, her şeyden geçerdim…

1 Yorum
Pingback: Enes ya da Limonata | Enes Talha Tüfekçi