I
o yalnızlığa bu kadar uzun boylu değil dedim
alaycı bir tonu vardı üzerine yakışan olsa olsa bir altmışlık
üzülme diye buğulu bir camdan bakardım yakışıklı hayallere
benimsin diye kendini teselli eden parmaklarım
üzerine kalp içine alınmış isimlerimizi yazardı
sanırdım ki yatmadan önce üzerimize seni çekersem
aramıza giren kolların bizi ayıramaz
sırtımın tamamını örterdi heybetli bir tonuydu mavinin
kuşlar özgürce uçardı, gittin
ben ceket örmeyi öğrendim.

II
sen gidersin ben babama ağlarım
duymaz yaşlı gözlerimi elbisemin ucuna silerim
saçlarımı kendim ayırırım ortasından
babam çengel bulmaca
hiç doğru zamanı olmadı
onu çiçek kokularıyla temize çıkardım
çünkü bilirdim her kıza babası çok lazım
kız olmak bu ülkede
baba evi ya da koca –fark etmez
kırışık ölümü görmesek hatta sararmış olmasa bile teni
yetim kalmaktır.

III
ayasına sor bakalım özlemiş mi
baştan aşağı kendimden çıkarmak istedim bu günahı
ne kadar papaz olduysam efendiyle o kadar vurdu kırbaç
akrep ve yelkovanın çıplak yarışı
tüm paramı yatırıp kaybettiğim bir oyun olur ancak
ceketler ördüm ve çiçekler yetiştirdim
şikayet edeceğim babaları ve kocaları
-bu işe onu karıştırmak istemesem bile-
resulullah sonuçta,
bir kuşun cenazesine katılmıştı.

HAZIRKITA Postası

Şiirden sinemaya, haberden tahlile ━ HAZIRKITA’nın seçkisi iki haftada bir e-posta kutunuzda.

Yazar Hakkında

31 Aralık 1998’de Konya’da dünyaya geldi. Lise eğitimini Mahmut Sami Ramazanoğlu İmam Hatip Lisesi’nde tamamladı. Necmettin Erbakan Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği mezunu. İçini ne acıtıyorsa ona şiir yazıyor.✉

Yorum yaz