Kapalı kutulardan mis gibi
Açılıyor çarşafları sevinç seslerinin
Biz bir yana artık hüznün tırnakları bir yana
Geçirip duramayacak korku, taşlarını başımıza
Ruhumuza takılan teller koptu
İniyoruz acılarımızın yamaçlarından
Omuzlarımızda birer İsa rütbesi
Biz ey,
Ruhun yerlileri
Ezilmiş çilekler, ıslak tütünler, yaralı karpuzlar
Yüce soruların kancasına takılanlar
Bir işçinin yorgun iş çıkışları yaktığı sigaralar
Biz
Bir meleğin son gününe ağlayanlar
Örmeye başlayın sevinci yakalarınıza
Yılgılardan yana çolağız artık elimiz ulaşmaz
Serin suların cereni çıkar karşımıza
Ardı sıra gideriz evsiz uykularla
Güzelliğin ve gerçekliğin yanında kurun barikatları
Yumruklarımız ikrar ediyor
Şiirimiz riyakâr duvarların üstüne patlamıştır
Koyu koyu kanlarla yazılmıştır adımız Allah’tan yana
Kaygıdan emekliyiz,
Dilimizde ilahiler neşideler zikirler
İniyoruz acılarımızın yamaçlarından
Omuzlarımızda birer İsa rütbesi
Peygamberler bile kıskanıyor:
Cennetten milyarlarca metre kare
Ayrılmış hissemize
