Üsküdar Sahaflar Derneği, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “tarihi iade” olarak duyurduğu eserlerin turistik pazarlarda satılan taklitler olduğunu ileri sürdü.


Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un “Kanada’dan Türkiye’ye ilk resmi kültür varlığı iadesi” olarak duyurduğu ve büyük bir diplomatik başarı şeklinde sunduğu el yazması eserler, İstanbul’un köklü sahaflarının eleştirisi ve “bedava danışmanlık” davetiyle karşılaştı.

Bakan Ersoy, 30 Mart’ta X hesabından yaptığı paylaşımda 17-19. yüzyıllar arasına tarihlenen 7 el yazması sayfa, 2 nadir matbu eser sayfası ve 2 modern hat çalışmasının Kanada’nın başkenti Ottawa’da teslim alındığını açıklamış, iadenin “uluslararası alanda güçlü bir emsal niteliği taşıdığını” vurgulamıştı.

Ancak Üsküdar Sahaflar Çarşısı / Derneği’nin resmi X hesabından yapılan paylaşım, farklı bir iddiayı gündeme taşıdı. Dernek, Bakan Ersoy’un paylaşımını alıntılayarak şu ifadeleri kullandı:

Sayın bakanım, ortada korkunç bir yanlışlık var! Bunlar Beyazıt’ta turistlere satılan imitasyon, yeni imalat şeyler! Bunların iadesi için harcadığınız hukuk mücadelesi parasına orijinalleri bulunup satın alınabilir. İsterseniz bedava danışmanlık hizmeti verebiliriz…

Sahaf İstekli 2024’te verdiği bir söyleşide de İstekli, 40 senedir sahaflık yaptığını ve taşınabilir kültür varlıklarının ticaretiyle uğraştığını ifade etmiş ve “Bu işin sadece ticaretini yapmıyoruz. Benim elime çok eski bir kitap geldiği zaman, ben öncelikle bunu kurtarmayı düşünüyorum ve çoğu zaman bunun bana getireceği maliyetten daha fazla bir restorasyon parası ödeyerek sağlıklı hale getirmeyi hedefliyorum.” ifadelerini kullanmıştı.

Konu, aslında yeni değil. 2019’da yayımlanan bir analizde İstanbul’daki sahte minyatür ticaretine dikkat çekilmişti: “İstanbul’un sahaflarında fazla kitap kalmadı ama Kapalıçarşı’da turistlere satılan az sayıda sahte minyatür bulunabiliyor. Aradaki farkı bilen gözler için, satılan bu minyatürlerin sahte olup olmadığını ayırt etmek hiç de zor değil. Kullanılan yapay pigmentler gerçeklerinin aksine oldukça parlak ve tasvir edilen konular da çok kaba.”

Ancak uzmanlar konunun sadece “imitasyon ticareti” ve “sahtekarlık” cihetine indirgenemeyeceğine dikkat çekiyorlar. Sahaf Ali Sıtkı Özalp “çöpe atılacak, nakıs kitap parçalarının, içinde ayet ve hadis gibi kutsal metin yoksa, üzerine minyatür çizimleri yapılarak turistlere satılmasının” yaygın, bilinir ve meşru bir ticaret biçimi olduğunu ifade ediyor.

Anadolu Ajansı haberine göre eserler Ocak 2024’te İstanbul’dan Vancouver’a götürülmek istenirken Kanada Sınır Hizmetleri Ajansı tarafından durduruldu. Sürecin Kanada Miras Bakanlığına intikal etmesinin ardından Türkiye ile resmi temas kuruldu ve teknik ile hukuki süreç başlatıldı. Sonunda Kanada Federal Mahkemesi 11 Eylül 2025 tarihli kararıyla eserlerin Türkiye’ye ait kültür varlıkları olduğuna hükmetti. Kültür ve Turizm Bakanlı da kurumsal X hesabından yaptığı 31 Mart 2026 tarihli paylaşımda Kanada Federal Mahkemesinin kararıyla eserlerin Türkiye’ye iade edileceğini duyurdu.

Üsküdar Sahaflar Derneği Başkanı Bahtiyar İstekli sosyal medya hesabından konuyu şu şekilde değerlendirdi:

İşinin ehli, vatanını seven, kendini çok iyi yetiştirmiş antikacı ve sahaf esnafı var ama ne yazık ki Bakanlık bürokratları bunların bilgi ve tecrübesinden istifade etmek yerine cezalandırmak için bahaneler arıyorlar. Sonra da böyle komik durumlara düşüyorlar…

Marmara Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi ve Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Bilim Kurulu Aslî Üyesi Güler Doğan Averbek de Bakanlığın alan mütehassıslarına danışmamasını eleştirdi:

Bu işler bizi çok üzüyor. Memleketimde bu materyalin mütehassısı olan pek çok kişi var. Biz de bu konularda devletimizin hizmetinde olduğumuzu her fırsatta beyan ediyoruz. Mesela şu hadisede telefon edip iki fotoğraf yollasalar 30 saniyede bunların ne olduğunu yetkililere arz ederdik.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın eser değerlendirme süreçleri, yakın zamanda başka bir tartışmayla da gündeme gelmişti. Geçtiğimiz haftalarda çocuk dizisi Tozkoparan İskender’in çekim alanında bırakılan ahşap dekor, iki uzman tarafından “menzil taşı” olabileceği değerlendirmesiyle incelemeye alınmış, dekor, 26 Şubat 2025’te İstanbul 5 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nda görüşülerek tarihi eser olarak tescil edilmiş ve koruma-konservasyon işlemleri için İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ne gönderildiği ifade edilmişti. Ardından akademik bir dergide “Tozkoparan’ın ilk ve tek menzil taşı” başlığıyla bir de makale yayımlandı.

O dönem sosyal medyada ve uzmanlar arasında yoğun biçimde tartışılan olay, Bakanlığın eser tespit ve değerlendirme mekanizmalarına yönelik soru işaretlerini beraberinde getirmişti. Kanada’dan iade edilen eserlere ilişkin uzmanların bugünkü itirazı, söz konusu soru işaretlerini farklı bir bağlamda yeniden gündeme taşıyor.

Uzmanların itirazı, bir dizi soruyu gündeme getiriyor: Yaklaşık iki yıl süren ve uluslararası hukuki boyut kazanan bir iade sürecinde, eserlerin orijinallik değerlendirmesi nasıl yapıldı? İade edilen eserlerin gerçek tarihi ve sanatsal değeri nedir?

Üsküdar Sahaflar Derneği’nin ve alan uzmanlarının sunduğu gönüllü danışmanlık teklifinin Bakanlık tarafından değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ise merak konusu.

HAZIRKITA Postası

Şiirden sinemaya, haberden tahlile ━ HAZIRKITA’nın seçkisi iki haftada bir e-posta kutunuzda.

Yazar Hakkında

HAZIRKITA, bir odağa yaslanmaksızın ve verili politik-poetik angajmanlara dâhil olmaksızın konuşabilme ihtiyacına binaen 2017’de yayın hayatına başladı. Türk ve dünya edebiyatının seçkin ve özgün örneklerine yer verme, nitelikli kültür-sanat yayıncılığı yapma ve bağımsız bir tartışma platformu oluşturma ilkesiyle yayın hayatını sürdürüyor.

Yorum yaz