Ey,
Her yüceden yüce
Yaralı bir karpuz gibi
Dünyaya yuvarlandığımızdan beri
Lütfunla ve cömertliğinle şaşırtıyorsun bizi
Açık seçik konuşacağız sana
Hokkabaz hüzünlerin yanında yerimiz kalmadı
Kundaklıyoruz ha bire kalbimize koyduğun evi
Nedense bütün eylemlerimizde bir inkâr taslağı
İtinayla seçiyoruz türümüzün ölüm marşlarını
Şeytanla diz dize ateşimizi köklüyoruz
Bir çalıyor bir susuyor kıyamet saati
Ey,
Her yüceden yüce
Bunca kaybolmuşluğun bir adresi olmalı
Böyle şaşırtmamıştır hiçbir sabah, akşamını
Nereye akacak bu kadar yüreğin sarası
Asla geçmedi yediğimiz elmaların yarası
Elbette yorgun değilsindir bizi sevdiğine
İçirdiğin sütler kurumadı, tadı hâlâ dilimizde
Bilemedik ne aziz bir bağıştır ama
Ruhundan koparıp sunduğun parça
Ey,
Her yüceden yüce
Haklısın çok uzadı bu haylazlık
Ne pişmanlıklara gebeyiz ne aynalarımız sana tutuk
Ne olursun! ne olur?
Bizi lütfunla onar, cömertliğinle varlığımız tatlansın
Seni delice bir telaşın rahminde tutalım
Bir duygu bildir bize, bir yer, bir tövbe açılışı
Firar edelim kazdığın uykuya, serdiğin diriliğe
Neşenden yırtılmış bir cevap gibi
Bütün sorulara aynı muzaffer bakışı atalım:
Yaralandık ama dağılmadık!
