Edgar Hoover 1924’ten öldüğü 1972 tarihine kadar FBI’ın başkanlığını yürütmüş olan etkili bir isim. FBI onun döneminde uygulamaya koyduğu Karşı İstihbarat Programı (Counter Intelligence Program-COINTELPRO) kapsamında ABD’de faaliyet gösteren “örgütlü radikal gruplara” karşı örtülü operasyonlar yürütmektedir. Bu kapsamda yapılan şeylerden biri de “devlet düşmanı” addedilen herkesin cinsel alışkanlıklarının izlenmesidir. Dave Chapelle, The Bird Revelation gösterisinde Martin Luther King’in “Bir Hayalim Var” konuşmasıyla FBI’ın bu programı arasında dikkate değer bir bağ kuruyor. Chapelle, Dr. King’in vaktiyle gündeme gelmiş olan seks kasetlerine gönderme yaparak “neyse ki onun gerçek bir hayali vardı” esprisini yapıyor. Hayli acı bir espri.

Acı olma nedeni şu: Dr. King’in rüyası, kendi ifadesiyle, “Amerikan rüyasına derinden kök salmış bir rüya”dır. Onun hayalinde kölelerin evlâtlarıyla eski köle sahiplerinin evlatları büyük Amerika’nın sofrasında birlikte ve eşit haklara sahip olarak yer almaktadır. Malcolm X, Dr. King’in yöntemini ve dolayısıyla bu hayalini elbette yadırgar: “Bu ülkedeki siyahlar 400 yıldır beyazların elinde şiddet kurbanı oluyor. Cahil zenci vaizleri dinlediğimiz için de bize zalimlik eden zalime öbür yanağımızı çevirmeyi dindarlık olarak gördük.”  Dr. King, dile getirdiği direniş yönteminin baskıcı beyazların elini kuvvetlendirdiğini ifade eden Malcolm X’in görüşleri hakkında ne düşündüğü sorulduğunda “sevgiyi bu bağlamda duygusal zırva olarak değil kuvvetli bir davanın örgütlenişi olarak görüyorum.” cevabını verir. Chapelle, bu dilin Hristiyan teolojisinin haricindeki sebeplerine işaret ederek politik mizahın seçkin örneklerinden birini veriyor. Amerika’nın Hristiyan köklerini de düşününce, William Blake’in Songs of Innocence and of Experience’ta kilisenin dikenli tellerine dair yazdığı “şarkıları” da bu bağlamda hatırlamadan edemiyorum.

Sözünü ettiğim acı durum “siyahi”lerin manzara-i umumiyesine ilişkin birçok şey söylüyor. Mesela tavizsiz görünen bir söz alışın, geçmişte verilen birtakım tavizlerin sonucunda mahkûm olunan bir yola dönüşmüş olabileceği gerçeği öne çıkıyor. Yahut türlü siyahilerin vatandaşı oldukları ve esasta değerin her türlüsünü araçsallaştırmaktan geri durmayan devlete “bu devletin has evladıyız” demekten “devletin yegâne bekçisiyiz” demeye varana kadar her türlü ilkesiz adanmışlığı göstermeye azmetmişçesine edip eylemeleri… Çok acı değil mi? Kendilerine yöneltilen “neyiniz eksik, siz de her devlet görevine girebiliyor, her hizmetten yararlanabiliyorsunuz” denildiğinde devletin apriori bütün kavramlarını temel alan bu gibi yargılardaki tahakkümü bile algılayamamak… Zannedildiğinden çok daha acı. Doğruyu ve yanlışı, terör tanımlarını, istenmeyen kimlikleri, devletin ve milletin ali menfaatlerini sürekli güncelleyerek belirlemeye muktedir yapıların kerameti kendinden menkul değer yargılarını benimsemede siyahilerin nerede, hangi imkânlara sahip ve ortak olarak söz aldığının bir önemi var mıdır?

Türkiye için hayal kuranların da Dr. King’den çok farklı olmadıkları düşünülebilir. Hoover’ın üçüncü dördüncü sınıf talebeleri (bunu hakaret kabul edecek birinci sınıf talebelerini tenzih ederim) Türkçülük, Kürtçülük, sağcılık, solculuk, NATO’culuk Avrasyacılık falan oynuyorsa siyahiler ne yapmalı? Tedavüldeki hayallere memur olanlar birbirlerinin paçasına yapışıyor ve it dalaşı veriyorsa siyahiler de bulundukları yerlere bakıp sistemin yeni beyazları olarak hemen bir hayal kurmaya mı başlamalılar? Nereden ve ne için olduğunu düşünmeksizin bir hayale memur olmak için tensip bekleyenler, “bizler gelip geçiciyiz önemli olan…” diyerek konuşmaya başlayacakları koltuklarda neyin ve kimlerin yararına hayal kurabilirler? Gördüğüm kadarıyla hayal kurma tutkusu, “tavizsiz muhalifliğe” ve “gönüllü katılımcılığa” basbayağı memur olanların haricinde pek yok.

Yazar Hakkında

1992’de, İzmir’de doğdu. Lise eğitimini (Konya) Özel İsmail Kaya Lisesi’nde, üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi’nde aldı. 2014’te Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Metin yazarlığı ve editörlük yapıyor. İlk kitabı Kanımız Yerde Kaldı (şiir) 2018’de yayımlandı.

Yorum yaz