“Hokkabaz: Kralım bu oyunu ben yazmadım.
Kral: Biliyorum, bu yüzden sen de oynayacaksın.”

| Hokus Pokus Electra, Paris, 1892 |

Dünya değişiyor… Teknolojik gelişmelerin getirdiği kolaylıklar sayesinde insanoğlunun bilgiye ulaşımı kolaylaştı. İnsanlar artık anlık reaksiyonları anında takip edebiliyorlar. İnsanların ihtiyaçları da buna bağlı olarak değişmeye başladı. İnsanların değer yargıları da değişmeye başladı. Artık insanların değerli gördüğü birçok şey tüketilebilecek bir nesne olarak pazarlanıyor. Elbette bu durum dinin yerini seküler bir dünyaya bıraktığı anlamı taşımıyor. Aksine din faktörünün farklı formlarda karşımıza çıktığını söyleyebiliriz. Mesela ülkemizde yıllarca çaput bağlama geleneği eleştirildi, din dışı ya da israiliyat olarak değerlendirildi. Halbuki bu tür uygulamalar insanların bir çeşit inanç ritüeli örneğini temsil etmiştir. Günümüzde bu durumla hemen hemen aynı işlevi gören bir uygulamaya tanık oluyoruz.

Haftalarca kitap satış listelerinin birinci sırasında bulunan bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Kitabın yazarı sosyal medyada videolarla kitabını tanıtırken insanların bugüne kadar bu kitabı almamış ya da okumamış olmasını hayret verici olarak niteliyor. Herkesin odasında bulundurması gerektiğini belirten yazar, sebebini gerekçeleriyle anlatıyor. Kitabın sadece kişiye has tılsımlar içerdiği iddiasıyla herkesin bu kitabı alması telkin ediliyor. Herkese özel bir kitap! Kitabın pazarlanmasındaki kaygı o kadar açık olmasına rağmen haftalarca en çok satılan kitap listesinde birinci sırada yer alıyor. Neden?

Kitabın içeriği tamamen muskacılık geleneğinin bir devamı niteliğinde. Mutlu olmak, başarılı olmak, sağlıklı olmak hatta dilek ve temennilerinin gerçekleşmesi için Kur’an-ı Kerim’den ayet ve surelerin belli sayılarda okunması, bazı hadis ve duaların belli zaman ve yerlerde tekrarlanması isteniyor. Bu şekilde istenilen, arzu edilenlerin gerçekleşeceği yönünde bir teminat veriliyor. Kısacası türbelere ya da ağaçlara çaput bağlamaya giden insanların aradıkları her ne ise bu kitabı satın almaktaki amaç da aynı aslında. Ben buna kısaca modern çaput bağlama pratikleri diyorum. Sadece farklı bir formla karşımıza çıkan bu durum modern sonrası dünyanın kuralına gayet uygun bir formda görünüyor. Hokkabazlığın yeni formları haline gelen sanal ortamlar günden güne pazarını büyütüyor. Bu durum elbette seküler bir krizden ziyade din faktörünün form değiştirmiş hali olarak okunabilir.

Din ve dindarlık olgularının toplumdaki müphem karşılığından dolayı bir konsensüsün oluşması pek mümkün görülmemektedir.  Özellikle Türkiye gibi büyük çoğunluğu Müslüman bir ülkede sekülerleşme tartışmaları yeni din ve dindarlık anlayışlarının değişimi ile tekrar gündeme gelecektir.  Ancak bilindiği üzere çoğulculuğun ve çok kültürlülüğün hâkim olduğu dünyada yeni din anlayışları ortaya çıkmaktadır. Nitekim toplumlar statik durumdan çıkıp sürekli bir değişim döngüsü içerisine girmektedirler. Bireyler de bu döngüde sosyo-ekonomik ve sosyokültürel durumlarına göre hayata tutunabilmek için akışkan hayatın[1] akıntısına kapılmaktan kendilerini alamamaktadırlar. Yine din ve dindarlık olguları da benzer şekilde bu döngü içerisinde insanların toplumsal ve kültürel tercihleri doğrultusunda şekillenmektedir. Ancak değişmeyen tek gerçeğin insanların dünya var olduğu sürece inanç duygusunun devam edeceğidir. İster buna ölüm korkusu deyin ister gelecek kaygısı ister bir avuntu. Evet, zaman geçiyor; müphem yarınlara doğru.


[1] Akışkan kelimesini Bauman, sürekli bir akış içerisinde olan sosyal dünyayı tarif etmek için kullanmıştır. Detaylı bilgi için bkz. Zygmunt Bauman, Akışkan Hayat, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2018.

Yararlanılan Kaynaklar

M. Ali Kirman & Volkan Ertit, Sekülerleşme Tartışmaları, Ankara: Kadim Yayınları, 2019.

Zygmunt Bauman, Akışkan Hayat, çev. Akın Emre Pilgir, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2018.

Zygmunt Bauman, Akışkan Modernite, çev. Sinan Okan Çavuş, İstanbul: Can Yayınları, 2019.

Jean Baudrillard, Tüketim Toplumu, çev. Nilgün Tutal, Ferda Keskin, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2018.

Yazar Hakkında

1992’de Tatvan’da doğdu. Lise eğitimini Erciş Anadolu Öğretmen Lisesi’nde, lisans eğitimini Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde aldı. Bu yıllarda editörlüğünü yaptığı edebiyat dergisinde şiir ve öyküleri yayınlandı. 2015’te Özel Eğitim Bölümü’nden mezun oldu. Şubat 2020’de Uludağ Üniversitesi’nde Din Sosyolojisi alanında yüksek lisansını tamamladı. 2015’ten beri MEB’de Özel Eğitim Öğretmeni olarak çalışmaktadır.

Yorum yaz