2016 yılının Mart ayında vefat eden Iraklı fıkıh alimi Prof. Dr. Taha Cabir Alvani’nin üç önemli eseri Mahya Yayınları tarafından Türkçeye tercüme edildi. Sosyal bilimleri İslamileştirme projesine imza atan İsmail Raci Faruki’nin halefi olarak kabul edilen Alvani’nin kitapları İrtidat, Yenilenme & İslam Düşüncesinde Çağdaş Söylem ve İhtilaf & Farkın Farkındalığı başlıklarını taşıyor.

Irak’ta Baas Partisi’ne karşı olduğu için ülkeden uzaklaştırılan Alvani, 1969’da Mısır’a giderek Ezher’de ilmi çalışmalarını sürdürmüş, buradan da ABD’ye giderek burada birçok üniversite ve kuruluşta çalışmıştır.

Alvani, İslami bilimler alanında yeni sahaların açılmasında öncülük etmiş, bilginin İslamileştirilmesi, azınlıklar hukuku, ihtilaflar ve farklı din mensupları arasındaki diyalog konusunda çalışmalar yapmıştır.

İrtidat

İslam’ı bırakarak başka bir dine intisap etme anlamına gelen ‘irtidat’, yüzyıllardır İslam hukukunda en çok tartışılan konuların başında gelmiştir. Modern insan hakları kavramının doğuşu sonrasında inanç özgürlüğünün temel bir hak olarak kabul edilmesi ile de modern hukuk alanında da temel bir mesele halini almıştır.

Alvani, İrtidat isimli kitabında bu kavramı tarihsel ve metinsel analizleri ile geniş bir perspektifle ele alıyor.

İslam tarihinde ilk irtidat hadiselerine Miraç mucizesinden sonra rastlanıyor. Daha önce iman ettiği halde Hz. Peygamber’in bir gecede Kudüs’e gidip döndüğüne inanmayan bir grubun yeniden putperestliğe döndüğü rivayet ediliyor. Ancak kitapta da anlatıldığı üzere rivayetlerde bu kimselerin isimlerine yer verilmediği gibi herhangi bir ceza verildiğinden de söz edilmiyor. Aynı rivayetlerde bu isimlerin önemli bir kısmının Bedir savaşında öldüğü belirtiliyor. Sonraki örneklere ise Medine’ye hicretten sonra rastlanıyor.

İrtidat’ı tartışmalı hale getiren, verilecek ceza konusudur. Bundan hareketle kitapta “Dinden dönme bireyin kendi kişisel tercih ve görüşünün açıklaması olarak mı tanımlanmalı, yoksa topluma ve toplumun kolektif haklarına bir saldırı eylemi olarak mı görülmelidir” sorusuna cevap aranıyor.

Birçok âlim irtidat için ölüm cezası verilmesini savunurken Alvani, İslam’ın ilk dönemlerinde böyle bir cezanın olmadığını belirtirken ölüm cezası verilmesi gerektiğini savunanların olmayan bir ‘icma’yı ileri sürdüklerini kaydediyor. Yazar, Hz. Ömer, İbrahim en-Nehai ve Süfyan es-Sevri’nin bu hükmü desteklemediklerini belirterek icmayı ileri sürenlerin bunu gözden kaçırdıklarını ifade ediyor. İrtidat edip öldürülenlerin ise işledikleri başka bir suç sebebi ile, örneğin adam öldürme, öldürüldüğü savunuluyor. Eser, irtidat için Kur’an ve sünnet ile belirlenmiş bir ölüm cezasını öngören icmanın olmadığını ortaya koymayı amaçlıyor.

Kitap irtidat cezasını tartışırken aynı zamanda özgürlük ve ceza bağlamında bir İslam hukuk metodolojisi olma vazifesi de görüyor.

Yenilenme

Cabir Alvani, Yenilenme kitabında ise Müslümanların yeniden nasıl etkin olabileceğini sorguluyor.

Çağdaş İslami söylemin krizi ve bu krizin sebepleri üzerinde duran yazar, bilginin İslamileştirilmesi üzerinde ise özellikle duruyor. Bilginin İslamileştirilmesini Batı medeniyetine bir alternatif olarak sunulan kapsamlı çağdaş İslam medeniyeti projesinin en önemli esası olarak gören yazar iki medeniyetin her alanda ilişki içerisinde olduğundan Batı’nın ümmetin inancına antipati duyması, tarihini yok sayması ve sosyal yapısını görmezden gelmesi sebebiyle ciddi sıkıntılar yaşandığını vurguluyor. Bugün İslamofobinin ciddi boyutlara ulaşması bu tespitin doğruluğunu gösteriyor.

Alvani, Yenilenme kitabında Müslümanların yeniden etkinlik kazanması için İslam’ı yeniden yapılandırmaya ve onu yenilemeye değil, fert olarak kendilerini, idrak yöntemlerini yenilemeye ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.

Tecdidin İslam geleneğinin yeniden olduğu gibi ihyasından ibaret olmadığını belirten yazar bunun önceki toplumların dine dair düşünce ve anlayışından ibaret olacağını vurguluyor. Yine yazara göre modernleşme ve çağdaşlaşma da Batı’yı körü körüne taklitten ibaret kabul edilemez. Esas yenilenme Müslüman aklın yeniden inşasında ve bu akılda reform yapılmasındadır. Düşünce, bilgi, din ve hukukun kaynağı Kur’an’dır ve Müslümanlar onunla yeniden bağlantısını kurarak kendilerini yenileyebilir.

İhtilaf

İhtilaf  isimli eser, özellikle tekfir hastalığının arttığı günümüzde önemli bir konuya temas ediyor: Müslümanlar arasındaki ihtilaflar nasıl görülmelidir? Alvani de kitabı yazmasının sebebi olarak İslam dünyasında birçok grubun bölünmesi, yeni hizipler, partiler veya cemaatler kurarken toplum desteğini almak için diğerini diğerlerini devre dışı bırakma gayreti olarak gösteriyor.

Eserinde ihtilafın çatışmaya, tekfire veya ayrılığa bir sebep olmadığını belirten yazar, ilk dönem İslam dünyasında ihtilaflara rağmen sahabelerin ve ilk dönem mezhep imamlarının birbirine hürmetini örnek gösteriyor; ihtilafın çatışmaya dönüşmesinin ise sonraki dönemlerde vuku bulduğunu kaydediyor.

İhtilafları kabul edilebilir ve edilemez olanlar olarak ayıran Alvani ayrıca tahrik edici ihtilaflardan söz ediyor ve bunların psikolojik tatmin veya belli kişisel amaçlara ulaşmadaki bencilce isteklerden kaynaklandığını ifade ediyor. Böyle bir ihtilafın kişinin tamamen kendi suçu olduğunu belirten yazar, bencilliğin hayra teşvik etmediğini, hakikat arayışına giden düşünceyi etkisiz kıldığını vurguluyor. “Bencil arzular bilginin karşıtıdır” diyen yazar bencilliğin hakikati boğduğu gerçeğini hatırlatıyor.

İhtilafların yol açtığı sorunlardan çıkış yolları üzerinde de duran Alvani, bunun ilk adımı olarak tahammülü gösteriyor. İslam medeniyetinin ihyası için Müslümanların ihtilafta uzlaşma becerisini, adab ve ahlakını yeniden öğrenmelerinin zorunlu olduğunu belirten yazar, İslam toplumunda anlaşmazlığa yol açma potansiyeli olan problemlerle başa çıkma konusunda daha etkili olmaları gerektiğini savunuyor.

Yazar Hakkında

Batman’da doğdu. Üniversite için geldiği İstanbul’dan bir daha ayrılmadı. Dünya Bülteni’nde editör, haber müdürü ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı. Akif Emre tarafından kurulan Haberiyat.com’da yazı işleri müdürlüğü yaptı.

Yorum yaz