George Orwell, 1984’te bir sözlük çalışmasından söz eder: Yenisöylem. Winston  “Sözlük nasıl gidiyor?” diye sorar ve Syme sözlüğün ne anlama geldiğini, neyi amaçladığını anlatmaya koyulur. Bu çalışmayla dile son biçimi, yani başka bir dil konuşan hiç kimse kalmadığında alacağı biçimi verilmektedir. “Sözcükleri yok etmek harika bir şey” der Syme ve devam eder: “Yenisöylem’in tüm amacının, düşüncenin ufkunu daraltmak olduğunu anlamıyor musun? Sonunda düşünce suçunu tam anlamıyla olanaksız kılacağız, çünkü onu dile getirecek tek bir sözcük bile kalmayacak.”

Dilin derinliğini kaybetmesi, düşünceye elverişli taraflarının budanması, imkânlarının imha edilmesi bir açıdan “düşünce felci” olarak görülebilirken diğer bir açıdan, görüldüğü gibi, “yetkinleşme” olarak değerlendirilebiliyor. Syme, bulunduğu konum itibariyle söz konusu durumu dilin yetkinleşmesi olarak değerlendiriyor.

*

Vakıayı tespit sadedinde diyebilirz ki dilimiz Cumhuriyet’in kıblesine, Batı’ya, elitlerin yeni imanı gereğince, taammüden kurban edilmiştir. Cumhuriyet’in “Yenisöylem”i Batı düşüncesine, Batı düşüncesinin köklerine nüfuz etmemiz noktasında kolaylıklar sağlayacak bir hüviyetle kurgulanmaktan ziyade bütünüyle İslamî tefekkürün kökünü kurutmaya yönelik bir ayıklama, inkâr ve red dikkati içeren bir zihniyetle kurgulanmıştır. Türkçenin dünkü sorunlarını, Arapçanın, Farsçanın Türkçeye nüfuzunun artı ve eksilerini bu bağlam içerisinde konuşmadıkça yapılacak her türlü tartışmanın beyhude olacağına inanıyorum. Dil Devrimi ve akabinde bir tür “resmî parti edebiyatı” yapan Cumhuriyet sanatçılarının emekleri ile Türkçe, düşünmede, hissetmede, duymada daralma yaşamıştır. Yani Cumhuriyet, pozitivizmin sunağında, idealleri doğrultusunda Türkçeyi yetkinleştirmiştir.

Söz konusu “yetkinleşme”, Müslümanların sınırlarını ve eksenini tahrip etti. Cumhuriyet’in “Yenisöylem”i değişik hastalıklarla muallel bir yelpazede kendi “düşünce”sini çeşitlendirerek üretti. Sağ, sol ve türevleri “karşısöylem” geliştirirken bile gevezelik etmeye mahkûm edildi.

Bugün durum farklı mı? Hâlâ belirli birtakım şeyleri söylemekle görevli olanların şahsında düşünce özgürlüğünü, düşünce suçlarını tartışıyoruz.

Durup düşünelim: Günümüz Türkçesi ile düşünebilmek, düşünce suçu işlemek mümkün müdür?

Paylaş

Yazar Hakkında

1992’de, İzmir’de doğdu. Lise eğitimini (Konya) Özel İsmail Kaya Lisesi’nde, üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi’nde aldı. 2014’te Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. İbn Haldun Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde yüksek lisans eğitimine devam ediyor. Metin yazarlığı ve editörlük yapıyor. İlk kitabı Kanımız Yerde Kaldı (şiir) 2018’de yayımlandı.

Yorum yaz