“Maskeler, duyguların aynı anda hem sadık hem gizli hem de mükemmel olabilen donmuş ifadeleri ve hayranlık uyandıran ifadeleridir. … Sözler ve imgeler kabuk gibidir; en az kapladıkları maddeler kadar doğanın parçasıdırlar ama daha çok göze hitap ederler ve gözleme daha açıktırlar.” *

George Santanya

Toplumsal hayatta kurulan iletişim kavramı rollerle birlikte bir taahhüde dayalıdır. Daha açık ifade etmek gerekirse toplumsal rollerden beklenen davranışlar bunu doğurur. Her nedense insanlar toplumsal rollerin aksine yönelik bir tutum içerisinde bulunmak istemezler. Gözlemciler de benzer şekilde kişiden beklenen rolün dışında bir ihtimali düşünmek istemezler. Örneğin bir restoranda bulunan müşterilerin restorandaki aşçılar hakkında genel olumlu kanaatleri vardır. Hatta müşteriler aşçının mutfakta yemekleri nasıl yaptığını, temizlik hassasiyetini, kullandığı malzemeleri düşünmezler bile. Bunu sağlayan birçok etken vardır muhakkak. Tanınmış restoran zincirlerindeki müşterilerde bu rahatlık ve güven duygusu genelde daha fazladır. Nitekim insanların kamusal alanda toplumsal ilişkilerin devamlılığını sağlayan etkileşimlerinde rollere yüklenen anlam(lar) bunu sağlamaktadır. Aksi halde güven duygusunun tahsis edilmediği, roller yerine bireysel, karakteristik benliğin sunulduğu toplumsal ilişkilerde çatışmalar meydana gelebilir. Bu durumda söz konusu restorandaki müşteriler servis tabağındaki yemekleri yemekte tereddüt etmeye başlarlar. Ve bu durumdan ne müşteriler ne de çalışanlar memnun kalır. Bu hayatın birçok alanında böyledir. Tüketilen her ürünün üretim aşamalarını bilmediğimiz gibi tükettiğimiz ürünlerin içeriği hakkında da net bir bilgiye sahip değiliz. Yabancısı olduğumuz katkı maddelerinin sağlık açısından ne anlama geldiği hakkında bir fikrimiz yoktur. Kamusal alanda iletişim halinde olduğumuz insanlar için de aynı şeyi düşünebiliriz. Her iletişim kurduğumuz kişinin iyi niyetine güveniriz ya da öyleymiş gibi davranırız. Bu adil bir anlaşma olmasa da işimiz görüldüğü takdirde onayladığımız bir ilişki biçimidir.

Toplum içerisinde insanlar birbirleriyle iletişime geçtikçe ilişkileri ritüellere dönüşmeye başlar. İletişimin doğasında gelişen ritüeller gittikçe kişinin rol yapma becerisini arttırmaya ve kendi benliği ile olan mesafesini dönüştürmeye başlar. Kişinin kendisiyle kurduğu ilişki ile diğer insanlarla kurduğu ilişki gibi gerçekçi bir hat izlemez. Söz konusu kişi hakkında edinilen bilgi gözlemcilerin kendilerinden ve karşılarındaki insandan ne bekleyecekleri ile ilgili bir önbilgi elde etme becerileriyle ilintilidir. Böylece söz konusu kişiden beklenen tepkiler olumlanabilir. Dolayısıyla kişinin toplumsal rolü bir standart kazanmaya başlar, kanonlaşır.

Kişinin tahayyülündeki dünya, onun bir ‘kendi’ olması için temsil ettiği rollerin dışına çıkmasını gerektirmektedir. Aksi halde bir süre sonra kişinin içselleştirdiği roller onun hayatı anlamlandırma şeklinin ve kimliğinin ayrılmaz bir parçası haline gelir.

Bu durum belli bir topluluk içerisine dahil olan kişi için de geçerlidir. İlk safhada belli bir toplulukla tanışmak isteyen biri öncelikle mekandaki kişilerin önyargılarına benliğini sunar. Ortama yeni katılan kişi hakkında merak edilenler kişinin muhtemel benliği hakkında ipuçlarını yakalamaya yarar. Örneğin yeni bir okula tayini çıkan bir öğretmen, öğretmenler odasına ilk girdiği anda öğretmenler tarafından değerlendirilmeye başlanır. Kimi yeni öğretmenin giyimine dikkat çekerken kimi beden diline odaklanır. Öğretmenin tanışma esnasındaki konuşma dili, jest ve mimikleri genel olarak kişi hakkında bir tasnifi ortaya çıkarır. Elbette öğretmenin rolüne sadık kalması onun benliğini saklama becerisiyle orantılıdır.

Gözlemcilerin öğretmen hakkındaki tavırları onun görünüş ve tavırlarındaki benzer ilişkiler veya mevcut deneyimler vasıtasıyla elde ettikleri ipuçlarıyla değerlendirilir. Öğretmenin toplumsal deneyimi de ilk etkileşim ritüelinde ne yapması gerektiğini belirleyen ipuçları sayesinde belli bir rutin izler. Halbuki bir süre sonra öğretmenin bıraktığı izlenim onun benliğini izleyicilere aktarmasını kaçınılmaz kılacaktır. Görüldüğü üzere kişinin çevresiyle arasına koyduğu ayrım bir süre sonra kaçınılmaz olarak kişinin benliğini sunmasıyla neticeleniyor. Toplumsal kabul için kişinin taktığı maskeler bir müddet sonra kişinin yüzünde iz bırakır. Hatta kişi o maskeyi çıkarmakta zorlanabilir. Artık toplumsal bir fenomen olarak kişi, kendi maskesini rol pahasına içselleştirmiş olur. Çünkü kişinin benliğiyle kurduğu ilişki dolaylı bir ilişki değildir, doğrusaldır.

Yukarıda zikrettiklerimizden de anlaşılacağı üzere toplumsal hayat kişinin kabul ettiği benlikten ziyade belirlenmiş roller ile bir kimlik kazanmasını istiyor. Bu da mümkün değildir. Bu olsa olsa kimliksizliktir. Yani A kişisi kimdir dediğimizde cevap olarak: Kim için ne için cevabını almamız muhtemel olacaktır. Dolayısıyla robotlaşan benliklerin yaratılması için kişin ‘benliğini kurban etmesi’ ve yerine bir rol(ler) belirlemesi gerekiyor. Aksi halde kişinin hayatı tenakuz içeren haller içerisinde debelenip duracak gibi gözüküyor.

Sonuç olarak kişinin tahayyülündeki dünya, onun bir ‘kendi’ olması için temsil ettiği rollerin dışına çıkmasını gerektirmektedir. Aksi halde bir süre sonra kişinin içselleştirdiği roller onun hayatı anlamlandırma şeklinin ve kimliğinin ayrılmaz bir parçası haline gelir. Dolayısıyla yaşamak için ya da arzuladığı yaşamı elde etmek için toplumdan kendisine rol tayin eden kişi, kuramadığı dünyayı artık hayal bile edemez. Çünkü benliği yerine taktığı sahte roller ile hayat sahnesinde ancak bir süre rol alabilir. Halbuki hayat tek sahneden ibaret değildir.


* Soliloquies in England and Later Soliloquies, New York: Scribner’s, 1992, s. 131-132.

Yazar Hakkında

1992’de Tatvan’da doğdu. Lise eğitimini Erciş Anadolu Öğretmen Lisesi’nde, lisans eğitimini Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde tamamladı. Bu yıllarda editörlüğünü yaptığı edebiyat dergisinde şiir ve öyküleri yayınlandı. 2015’te Özel Eğitim Bölümü’nden mezun oldu. Şubat 2020’de Bursa Uludağ Üniversitesi’nde Din Sosyolojisi alanında yüksek lisansını tamamladı. 2015’ten beri MEB’de Özel Eğitim Öğretmeni olarak çalışmaktadır.

Yorum yaz