Akış diye bir kelime hatırlıyorum
Düğümlenmiş bir hissi betimlerken
Temmuz denince temmuzu hatırlamamanın elemini
Hatırlıyorum
Artık günü kurtarmanın da yetmediğini.

Bir şeyin yalnız kendisine aşikarlığını
Gerçekten saklandığında anlıyor insan
Aranmamanın laneti ve bulduğunu beğenmemenin
Kavuşma arzusunu da insan, bir kenara atıyor.
-İnsan, zamiri reddederek yükü de bölüşüyor bazen-

Neden sonra düğüm diye bir kelime hatırlıyorum
Anılar akar gibi yer değiştirirken.
Eylül denince eylülü hatırlayamamanın elemini
Hatırlıyorum
Düğümlendiğim ilk yerden ayrılamadığımı hâlâ.

İnsan ânın içinden çıkamaz fakat
Bir ânı ömrüme dağıttım
Çaldım onu diğerlerinden, seni de orada bıraktım.

Bunları ben getirdim
Buraya kendim geldim
Talepsizliğime rağmen
Mütemadiyen terbiye edildim.
Sandıkların içini gösterecektim sana
Sandıklarımı da aldım
Yaslanamadığıma hayıflandığım her şeyin
Çektim sırtından yüce dağları
Alıverdim şehri de bir omzuma
Hepsini unutursun bunu unutma
Gökyüzün hâlâ benim.

Sevgili dağ!
Var mı senin takviminde
Dağıttığım günlerin,
Hep aynı zerremi sarsan rüzgarın bilgisi
Var mı annelerin, Anadoluların takviminde
Tabiattan gelen adı
Ayın tükenişine dönüş demenin
Estikçe ürperten o vaktin
Cebir ile böldüğümüz ayların..

Söyledim sana bunu,
Göğünü değiştirir nefesini değiştiremez insan
Göğsüme sıkıştırdığım soluğun
Bir kapanışı da beraberinde getirdiğini
Söyledim.

Şimdi kendi keskin taraflarıma kanamak
Bu soluklukla beraber işleyecek.
Sonra kalkıp bir şeyler yazacağım,
Bugünden çıkamamanın aczini
Sadakatini dünden gelememenin
Bir kenarda sabrıma haksızlık etmenin nesini?
Uykusuzluğunu bana yormanın izini
Yazacağım yine.

Ha bir ölüye ha bir ölümlüye.


Yazar Hakkında

1991’de İstanbul’da doğdu. Türk Dili ve Edebiyatı mezunu. Yeni Türk Edebiyatı alanında doktora yapıyor ve aynı alanda araştırma görevlisi.

Yorum yaz