Batılı, dünyevi üst tabakaların davranışlarındaki değişmeler…


“Uygarlık … henüz tamamlanmamıştır.”
/Holbach, Systéme Sociale, 1774/

Alman asıllı ünlü sosyolog Norbert Elias’ın (1897-1990) beşerî bilimler literatürünün önemli yapıtlarında biri sayılan Uygarlık Süreci kitabı, modern düşünce tarihinin öncü eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Sosyo-oluşumsal ve psiko-oluşumsal incelemelerin yer aldığı kitap iki ciltten oluşmaktadır.

Birinci cildin giriş kısmında 19. ve 20. yüzyıllardaki sosyal bilim anlayışındaki değişikliklerden bahsedilmiş ve aralarındaki farklılıklar üzerinde durulmuştur. Elias, kitabın birinci kısmında “uygarlık” ve “kültür” kavramlarının sosyo-oluşumunu Fransa ve Almanya’daki saray soyluları ve orta tabaka arasındaki gerilim hattı üzerinden açıklamaktadır. Fransa ve Almanya’da tarihsel bakımdan farklılıklar arz eden bu kavramların dönüşüm aşamalarının yukarıdan aşağıya doğru (saraydan halka) işlediğine dikkat çekmiştir. Barbar ve uygar kavramlarını birbirine zıt olarak niteleyen Elias, “insan davranışlarının özel bir değişim biçimi olarak uygarlığı” ele almıştır. Dönemin sosyal refah düzeyi ile kültürel alışkanlıkların değişimine paralel notlar düşen Elias, barbar bir toplumun dönüşüm sürecini kavramsallaştırdığı “civilisation” kavramı ile açıklamaya çalışmıştır.

Oryantalist zihniyetin oluşum sürecini görebileceğimiz bu kitapta, “barbar” toplumları “uygarlaştırma” sürecine de tanık olabiliriz.

Elias, Ortaçağ’dan 17. yüzyıla kadar alışılagelen insan davranışlarının nasıl evirildiği konusunda titizlikle durmuş, özellikle yemek adabındaki değişimi açık bir şekilde örneklendirmiştir. Roterdamlı Erasmus’un De Civilatate Morum Puerilium eserinden hareketle sarayın elit mensuplarının daha önceki sofra adabı aktarılmış ve nasıl olması gerektiği hakkında bilgi verilmiştir. Çatal ve kaşığın doğru kullanımından, çorbanın nasıl içileceğine kadar birçok detaya yer verilmiştir. Bunun yanı sıra insanların sözlü nezaket kurallarına da yer verilmiştir. İnsanlarda adab-ı muaşerettin önemine dikkat çekilmiş, “duygu denetim modelleri standartları” ile insanların duygusal tepkileri üzerinde durulmuştur.

Kısacası bugünkü Avrupa’nın “uygarlık” tanımının oluşum süreci Fransa ve Almanya özelinde açıklanmaya çalışılmıştır. Anlaşılacağı üzere Batı’nın kendisine biçtiği “uygar” kavramı dışında kalanlar ise “barbar” olarak görülmektedir. Oryantalist zihniyetin oluşum sürecini görebileceğimiz bu kitapta, “barbar” toplumları “uygarlaştırma” sürecine de tanık olabiliriz.

Yazar Hakkında

1992’de Tatvan’da doğdu. Lise eğitimini Erciş Anadolu Öğretmen Lisesi’nde, lisans eğitimini Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde tamamladı. Bu yıllarda editörlüğünü yaptığı edebiyat dergisinde şiir ve öyküleri yayınlandı. 2015’te Özel Eğitim Bölümü’nden mezun oldu. Şubat 2020’de Bursa Uludağ Üniversitesi’nde Din Sosyolojisi alanında yüksek lisansını tamamladı. 2015’ten beri MEB’de Özel Eğitim Öğretmeni olarak çalışmaktadır.

Yorum yaz