ABD Başkanı Donald Trump İsrail-Filistin çatışmasına çözüm olarak takdim ettiği ve birçok tartışmaya yol açan yeni “Barış Planı”nı yayınladı. Yüzyılın Anlaşması isimlendirilen bu anlaşma Yahudiye ve Samarya Bölgesi olarak bilinen ve Musevilikte kutsal sayılan Batı Şeria’nın kontrolünü ve Kudüs’ü de İsrail’in bölünmez başkenti olarak İsrail’e verirken Filistinlilere ise verimsiz Necef Çölü’nde yeni araziler vererek topraklarını ikiye katlamayı öngörüyor.


ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile birlikte, Trump yönetiminin hazırladığı ve İsrail-Filistin çatışmasına çözüm olabileceğini iddia ettikleri sözde barış planını yayınladı. Beyaz Saray olarak bilinen ABD Başkanlık Ofisi’nde düzenlenen törene Filistin tarafından hiçbir temsilci katılmazken Umman Krallığı, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni temsilen de bazı önemli isimler yer aldı. İki ülkenin yararına olacağı iddia edilen planın duyurulması için gerçekleştirilen törende hiçbir Filistinli yöneticinin olmaması ise planın daha en başından tarafsız olmadığının, üstelik Filistin tarafından da kabul görmediğinin en büyük işaretiydi.

Trump’ın konuşmasındaki “Bugün İsrail barışa yönelik çok büyük bir adım attı” ifadesi de yine anlaşmanın yalnızca tek bir taraftan kabul aldığının göstergesi olarak kabul edilebilir. Trump konuşmasında plana dair bazı detayları da aktardı.  Trump’ın açıkladığı en önemli konulardan biriyse Kudüs’ün statüsüydü.  Trump bu konuda, “Bu barış planı altında Kudüs İsrail’in bölünmemiş başkenti olarak kalacak, çok önemli, bölünmemiş başkenti. Ama tabiki bu çok büyük bir mesele değil, bunu ben zaten sizin için yaptım, değil mi? Bunu zaten yaptık, Bu bu şekilde kalacak” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Trump konuşmasının ilerleyen kısımlarında Filistinlilerin Doğu Küdüs’te kuracakları bir başkenti de plan dahilinde kabul edeceklerini söyledi. Bu noktada Trump kendi içerisinde çelişse de yayınlanan planın başkentler konusundaki açıklaması şu şekilde:

Kudüs (Jerusalem) İsrail Devleti’nin başkenti olarak kalacak. Filistin’in başkenti ise Doğu Kudüs bölümünde, Kafr Aqab, Shuafat and Abu Dis gibi doğu ve kuzeydeki güvenlik bariyerlerinin olduğu bölgelerden birinde olmalı. Ve bu bölgeye ‘Kudüs’ (Al Quds) ya da Filistin Devleti’nin verebileceği başka bir isim verilebilir.

Anlaşma maddesinden çıkarılabilecek en net sonuç planın asıl Küdüs’ü İsrail yönetimine bıraktığıdır. Filistinlilere ise Kudüs’ün dış mahallelerinde kendilerinin “Kudüs” diyebilecekleri yeni bir bölge inşa etmeleri söylenmektedir. Aslında Trump’ın açıklamasında dile getirdiği gibi bu durum yeni değil. ABD Başkanı Trump 2017’de Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmişti.  Gelen uluslararası itiraza rağmen kararından dönmeyen Trump 2018’de de bir diğer tartışmalı karara imza atarak Suriye ve İsrail arasında önemli krizlere yol açan ve Suriye sınırları içerisinde kabul edilen Golan Tepeleri’nin de yine İsrail’e ait olduğunu ve bunu böyle kabul edeceklerini duyurmuştu. Trump’ın bu son adımı ise diğerlerini tamamlar nitelikteydi.

Anlaşma maddesinden çıkarılabilecek en net sonuç planın asıl Küdüs’ü İsrail yönetimine bıraktığıdır. Filistinlilere ise Kudüs’ün dış mahallelerinde kendilerinin “Kudüs” diyebilecekleri yeni bir bölge inşa etmeleri söylenmektedir.

Trump konuşmasının devamında ise Filistinlilerin bu anlaşmayı kabul etmesi halinde var olan topraklarının  iki katına çıkacağını öne sürdü. Anlaşmada yer alan haritaya bakıldığında Trump’ın Filistin’den aldığı tüm yerler karşısında Mısır, Ürdün sınırında bulunan Necef Çölü’nden bazı bölgeleri Filistinlilere bıraktığı, bölyelikle var olan topraklarını artıracağı açıkça görülmektedir. Trump bunun yanı sıra Filistinlilerin anlaşmayı kabul etmesi halinde Filistinli gençlere istihdam sağlayacağını da konuşmasında dile getirdi:

Önümüzdeki 10 yıl içerisinde, eğer başarılı olursak, 1 milyon Filistinin harika işleri olacak. Bu yoksulluk oranı yarıya düşecek. Onları yoksulluğu kabul edilemez ve giderek daha kötü duruma gidiyor.

Filistindeki durumun kötüye gidiyor olmasında ABD’nin önemli bir payının olduğunu söylemek mümkün. 2019’da ABD Başkanı’nın onayı ile ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID), İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria ve Gazze’de yaşayan Filistinlilere tüm yardımları durdurduğunu açıklamıştı. Karar sonucu ABD’nin Filistin güvenlik güçlerine gönderdiği yaklaşık 60 milyon dolarlık yardım da durdurulmuş oldu. Bunun yanı sıra 2018’de yine Trump’ın onayı ile ABD, Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı’na (UNRWA) mali yardımları tamamen durdurdu.  BM tarafından yapılan açıklamada bu karar sonucu 500 bin Filistinli çocucuğun okula gidemeyeceği aktarıldı.  Çünkü UNRWA, Filistin ve çevresinde Filistinli mülteci çocukların eğitim aldığı 711 okulu destekliyordu.

Trump’tan sonra sözü alan Netanyahu ise anlaşmanın İsrail için ne anlama geldiğini bir kere daha dile getirdi.  Planın İsrail için devrim niteliğinde olduğunu belirten Netanyahu, atılan adımın İsrail’in kuruluşu kadar önemli olduğunun altını çizdi. İsrail Başbakanı özelikle Yahudiye ve Samarya Bölgesi’nin tüm kontrolünün İsrail’e verilmiş olmasını defalarca dile getirdi.

Trump, dünyanın itirazına rağmen Kudüs, Golan Tepeleri ile Yahudiye ve Samarya’nın kontrölünü peyderpey İsrail’e verirken bunu durdurmak için ise henüz atılan somut bir adım yok. Üstelik Trump’ın ya da ABD’nin bu topraklar üzerinde resmi olarak bir söz hakkı yok. Peki Trump bir dahaki sefere nerenin hakimiyetini İsrail’e tahsis edecek? Nilden Fırat’a kadar uzanan “Vadedilmiş Toprakları” mı?

Yazar Hakkında

2017’de Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun oldu. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Anabilim Dalı’nda tezli yüksek lisans programına girmeye hak kazandı. Rusya’nın yumuşak güç kullanımı üzerine çalışıyor. 2018’de İhlas Haber Ajansı Uluslararası Haberler Masası’da editör olarak çalışmaya başladı. Yaklaşık 2 yıl bu görevi üstlenen Şeko, bu süreçte asayiş muhabirliğini tecrübe ederek bazı özel haberler de yaptı. Haberleri NTV, Sputnik Türkiye, CNNTürk, HaberTürk gibi pek çok büyük haber kanalı ve internet sitesinde yayınlandı. Şuan ise İngilizce olarak global ölçekli yayın yapmaya hazırlanan, haber/analiz odaklı bir platformda proje asistanı olarak görev alan yazar Türkçe, Kürtçe, İngilizce ve orta seviyede Rusça biliyor.

Yorum yaz