Seninki bir hınç güzelliği derdin bana:
Üstüne gölgesi düşmüş evvelayazların
İçlik giymekten utanan bir neslin çocuğusun
Oysa mırıldandığım sade bir türküydü:
aynalar kırık kürsüde matem var
kulakları
ne çok şey alıyor ne çok şey
İşte burada, bakmaya gerek yok, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşamayı
İsteyen kim
Çok şey paylaştığıma inanırdım
Ders aralarında kozalak oynadığım çocuklarla
Sen bir hınç güzelliği derdin bana
Halbuki
— Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
Konya, Diyarbekir ve Kudüs neden ayrı dağlara bakar?
En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
— Solgun halk çocukları devlete inandığı için! dir.
Akarçeşme’de Otakçılar’da Savaklar’da
Mezar taşlarından yapılma duvarlar gördüğüm gün karar verdim buna
Haziran’dı, Ocak’tı, Mayıs’tı
Yürüdüm durdum kendi yasımın sokaklarında
Bu arada, burada içlik giymeden yaşanmazmış
Yetmedi beyazla da barıştım
Üstelik öyle yakışıyor ki bana
Taranıyorum omuzlarım kalkıyor diyecek yok havama
Güzel şey sıfırdan başlamak yeni diller öğreniyorum
Ütüsüz bekletiyorum siyahları kışlık rafında
Ama bir hınç güzelliği de düşürdüm adıma
Müfredatın daha büyük çocuklarını bir bir öldürerek
Bu türkü de girmeli mahkeme tutanaklarına:
ne olur aynasız ve kürsüsüz yaşamakla
