Bir Şeye Aşırı Düşkünlük ve Saçma Alışkanlıklar Edinme Hallerinin Giderilmesi Hakkında
Şüphesiz soruları sahip olduğu
Nesnesinde dağılan her bir cevabın
Onu serin vakitlere çıkar
27 Aralık 1992’de İzmir’de doğdu. Lise eğitimini (Konya) Özel İsmail Kaya Lisesi’nde, üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi’nde tamamladı. 2014’te Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini İbn Haldun Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde Heidegger’de varlık, hakikat ve sanat ilişkisi üzerine yazdığı tezle tamamladı. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Felsefe Tarihi ve Sistematik Felsefe doktora programında eğitimine devam ediyor. İlk şiir kitabı Kanımız Yerde Kaldı (Ebabil Yayınları) 2018’de, Ölüm Alışkanlığı (Ketebe Yayınları) ise Mart 2022’de yayımlandı. Bir edebiyat ve kültür-sanat platformu olarak 2017’de kurduğu HAZIRKITA’nın genel yayın yönetmenliğini sürdürüyor.✉
Şüphesiz soruları sahip olduğu
Nesnesinde dağılan her bir cevabın
Onu serin vakitlere çıkar
HAZIRKITA ortalık yangın yeriyken bile her şey tıkırındaymışçasına telaşsız düşünebilenlerin, yaşayabilenlerin mecrası olabilme imkânına yatırım yapıyor. Yani bu, ortalığı ateşe vermekle, muttasıl ayran kabartmakla geçimini temin edenlerin iş tekliflerini, eğlencesini de baştan reddetmek anlamına geliyor.
Siz dünün ve bugünün asgari düzeydeki gerçekliğini görüyor veya görmeye çalışıyor olabilirsiniz. Bu görü ve çaba, bugüne ve yarına ilişkin paranoyaları konuşarak geçimini temin edenlerce bir gevezelik ve dedikodu olarak tasnif ediliyor.
Yaşarken -mış gibi yapmanın insanlara çok temel bir varoluş sahası açtığını düşünüyorum. Şöyle kafamı kaldırıp 360 derecelik bir açıyla sokakta göz gezdiriyorum, basılı veya sosyal medya unsurlarında gösterilen performanslara dikey bir bakış atıyorum ve kendimi dönüp dolaşıp -mış gibi yapmanın mahiyeti üzerine düşünürken buluyorum.
Konuşulanları, biz de konuşabiliriz. Konuşulanları tekrar ve tekrar, konuşulduğu gibi konuşalım. Ya da konuşulanları, eveleyip geveleyip yeniden ve yeniden neden biz de konuşmayalım?
Değişik vesilelerle önüme ya bir gazete kupürünü içeren fotoğraf karesi yahut bir haber sayfasına iliştirilmiş…
Bu cevaz verme maharetli bir hatibin cehennem tasvirlerini andıran türden bir tanımlama ameliyesine dönüşüyor. Bana, beni anlatan ve dolasıyla sorularıma müdahale eden bir tanımlama ameliyesi.
Zamanın kulak verenler için duyulur sesleri vardır. Duydum, konuşmak için hazırlanan bir cümle kendisine yenik düştü. Kendisine yenik düşen bir cümle daha sahibinin sırtında büyüyen bir kambura dönüştü.
Olmasan da olacak işlere olmasan olmayacakmış gibi önem vererek iştirak et. Bir hint kumaşı gibi kendi rulona sarıl. Sonra o kumaşın herbir rengini ifşa edebilecek imkanlar gözet. Ama ikamesi olmayan bir cevher gibi yaşa. Taşıdığın sorumluluk bilinciyle “o işe de” bir el at. Kimsenin duymak için sabırsızlanmadığı cümleleri zamanın gerektirdiği terazilerde hiç tartmadan sarfet.
Kanalımıza hoşgeldiniz. Her hafta birbirinden farklı ve özgün içeriklerle karşınızdayız. Yepyeni konseptlerle ekranlarınızı şenlendiriyor ve…