Kendi Gök Kubbemiz, İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun Yahya Kemal Beyatlı’nın edebiyat anlayışını, estetik duruşunu, şiirle olan bağını, kişiliğini, genel hatlarıyla tüm hayatını sahneye taşıma teziyle sahnelediği tek perdelik bir oyun. Mecidiyeköy Büyük Sahne’deki gösteriminde evvela sabit fakat yoğun bir dekor göze çarpıyor. Beyatlı’yı canlandıran ve aynı zamanda oyunun yönetmenliğini üstlenen Okday Korunan’ı oyunda şairin şiire ve yaşadığı döneme bakışını “ifade ederken” izliyoruz. Yahya Kemal’i kimi zaman Paris’te, kimi zaman İstanbul’da, kimi zaman hastanede, kimi zaman evinde yahut sokakta görüyoruz. Sabit dekor içerisinde sadece ışığın dilinden yararlanmak sahneler arasındaki geçişleri belirsizleştiriyor. Dekor bu anlamda gerçeklikten ziyade bir hayal dünyasını kendisine zemin kılıyor. Bu durum oyunun bir eksikliği olarak görülmeyebilir. Çünkü Korunan bir söyleşisinde sahnenin tamamıyla Beyatlı’nın dünyası olarak tasarlandığını ve oyunun arafta geçtiğini belirtiyor. O halde bu tercihin doğruluğu tartışılabilir. Karakterin ismini andığı kişilerle diyalogu, monolog performans olarak ilerliyor. Sabit dekor yekpare monologla birleşince ortaya yer yer seyirciyi zorlayan bir yapı çıkarıyor.

Burada bir hususu belirtmekte yarar var. Korunan, çetrefilli ve uzun satırlara bir şair gömleği giydirircesine ruh katmaya çalışmış. Bunu görmek mümkün. Bu takdire şayan bir çaba. Fakat tiyatro sahnesinde metne ses kazandırmanın ve ona hayat vermenin ayarını tutturmada, diğer birçok oyunda yaşandığı gibi, Kendi Gök Kubbemiz’de de yaşanan bazı aksamaların olduğu bir gerçek. Oyunu izlerken doğru nesneler seçilerek kurulmuş fazlalıktan uzak bir dekor oluşturulmasına benzer şekilde “daha az oynamanın” da daha çok işçilik gerektirdiğini düşündüm. Yani abartılı oyunculuğun nitelikli bir performans ortaya koymakla olan ilişkisi doğru orantılı değil. Bir oyuncunun ağzından oldukça seri şekilde dökülen satırlar, “diyalog” içeren bölümlerde de hız düşürmüyorsa, bu durum metinde de birtakım fazlalıklar olduğunu kaçınılmaz olarak düşündürüyor.

Kendi Gök Kubbemiz’de şairin ilişkilerinin ve döneminin politik bir angajman dahilinde araçsallaştırıldığı bir çerçeve öne çıkıyor.

Oyunda Abdülhak Şinasi’den Ahmet Hamdi’ye, Rıza Nur’dan Mustafa Kemal’e, Necip Fazıl’dan Nazım Hikmet’e ve 2. Abdülhamid’e kadar birçok isim geçiyor. Beyatlı kimini yâd ediyor, kimisiyle konuşuyor. Fakat bu isimlerin anılma biçiminde Yahya Kemal’in sanatçı kişiliğiyle ilgisi olmadığını düşündüğüm ve oyunun işleyişinde oldukça zorlama duran bir politik angajmanın varlığı göze çarpıyor. Misal Necip Fazıl’a sadece “Kaldırımlar’ın yazarı” olarak atıf yapılırken yaklaşık bir beş dakika Nazım Hikmet ve onun “vatan sevgisi” mevzubahis ediliyor. Oyunun genel mantığı içerisinde fazlasıyla sırıtan bir Abdülhamid sahnesi de var. Diyor ki Yahya Kemal “Abdülhamid de ne sultan ama! Bir şehirden diğerine pasaportla geçiyorsun…” Bu anekdotları aktarmamın sebebi oyunu alıngan bir haleti ruhiye içerisinde izlemem değil. Yahut “Neden Necip Fazıl’a önemi gereğince oyunda yer verilmedi?” gibi çocukça bir kıyas hiç değil. Belirli bir siyasi bağlam oluşturularak Nazım Hikmet’in anısının ihya edilmesi, 10. Yıl Marşı eşliğinde Mustafa Kemal’e reveransta bulunulması da Yahya Kemal portresinin netameli sınırları göz önünde bulundurularak kabul edilebilir. Kabul edilmesi mümkün olmayan propagandanın sanata, tek parti döneminden kalma ve gerçekliği de ayrıca tartışmaya açık bir pespayelik ile devlet tiyatrolarında tahvil edilmesidir. Kendi Gök Kubbemiz bu anlamda, oyunun, yönetmeninin iddia ettiği gibi Yahya Kemal Beyatlı’nın tüm hayatını ele alan, onun edebiyat anlayışını, estetik duruşunu, şiirle olan bağını, kişiliğini, aşklarını sahneye taşıyan bir oyun olmanın çok uzağında görünüyor. Daha çok şairin ilişkilerinin ve döneminin politik bir angajman dahilinde araçsallaştırıldığı bir çerçeve öne çıkıyor. Bu çerçevede otobiyografi kitaplarında yeri olan birçok şeyi ve bazı seçme şiirleri görebilmek mümkün. Görülmesi mümkün olmayan büyük Türk şairinin dikkatle kotarılması gereken portresidir.


Oyun: Kendi Gök Kubbemiz (Yahya Kemal) – İstanbul DT
Süre: Tek Perde – 1 saat 15 dakika
Yazan: Sönmez Atasoy
Yöneten: Okday Korunan
Yönetmen Yardımcısı: Funda Eskioğlu
Yönetmen Yardımcısı: Zuhal Acar
Oyuncu: Okday Korunan
Dekor & Kostüm Tasarımı: Şirin Dağtekin Yenen
Işık Tasarımı: İ. Önder Arık
Müzik: Timur Selçuk
Sahne Amiri: İ. Cem Dağlı
Kondüvit: Süleyman Kaleli
Işık Kumanda: Oğuzhan Çelik
Dekor Sorumlusu: Faruk Daşdemir
Aksesuar Sorumlusu: Burçin Özdemir
Terzi: Kadir Metin
Perukacı: Ramazan Akbaş

Yazar Hakkında

1992’de, İzmir’de doğdu. Lise eğitimini (Konya) Özel İsmail Kaya Lisesi’nde, üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi’nde aldı. 2014’te Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Metin yazarlığı ve editörlük yapıyor. İlk kitabı Kanımız Yerde Kaldı (şiir) 2018’de yayımlandı.

Yorum yaz