Mahmoud Al-Rantisi, Hasan Hüseyin Çağıran’ın sorularını cevapladı.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ayasofya’nın Diyanet İşleri Başkanlığına devrini ve ibadete açılmasını öngören Cumhurbaşkanlığı Kararı’nı imzalaması Filistin kamuoyunda nasıl görüldü? Bu gelişmenin siyaset çevreleri ve halk nezdinde karşılıkları ne oldu?

Filistinlilerce çok isabetli bir karar olarak değerlendirildi ve büyük bir sevinçle karşılandı. Filistin’in kuzeyinde Hıristiyan bir toplum var. Büyük değil ama etkililer. Tabii bu kesimi hariç tutarak söylüyorum. Müslümanlar Fatih Sultan Mehmet’in yaptıklarının bugünkü bir tezahürü olarak Ayasofya’nın ibadete açılmasını, haliyle sevinçle karşılıyor. Bu sevincin Filistin toplumunda kültürel anlamda kökleri var. İstanbul ve fethin en önemli sembollerinden Ayasofya her zaman için Hz. Peygamber’in “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.” hadis-i şerifindeki müjdesiyle birlikte düşünülüyor. Buna ilaveten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı bir açıklamada Ayasofya’nın ibadete açılmasını Mescid-i Aksa için bir müjde olarak değerlendirmesi Filistin halkında ayrı bir sevinç dalgası yarattı. Gündelik hayatta nasıl bir karşılığı olduğuna da şöyle bir örnek verebilirim: Filistin’de doğan çocuklarına, ikizlerine “Aya” ve “Sofya” isimlerini verenler oldu. Unutmadan, ayrıca Filistin Âlimler Birliği, İslam ümmetinin bu tarihi karardan duyduğu mutluluğa ortak oldukları, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Türk yöneticileri ve halkını bu tarihi karardan dolayı tebrik ettikleri yönünde bir açıklama yaptı.

Hıristiyan kesimde ise iki grup var: Bir grubun temsilcilerinden olan Katolik rahip Manuel Musellem, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ayasofya’yı camiye çevirme kararının tarihi yapıyı şereflendirdiğini, çünkü bu kararla Ayasofya’nın herkesin ayakları altında çiğnenen bir müzeden içinde Allah’ın adının anıldığı ve yüceltildiği, sevgi ve saygı duyulduğu bir ibadethaneye çevrildiğini söyledi. Musellem Filistin’de Kudüs’e hizmet eden vatansever bir isim olarak biliniyor. Bu sebeple açıklamaları önemli. Diğer kesimin temsilcileri arasında görülen, Birleşik Arap Emirlikleri’ne yakınlığıyla bilinen ve Kudüs’te yaşayan Atallah Hanna ise Türkiye’yi ve Erdoğan’ı çok eleştirdi. Ama sonraki gün insanlar Hanna’nın açıklamalarına karşı büyük bir gösteri düzenledi. Bunun üzerine Hanna özür dileyerek yanlış anlaşıldığını ifade etti. Fakat ilk açıklamasındaki tezlerini daha yumuşak bir dille yineledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı bir açıklamada Ayasofya’nın ibadete açılmasını Mescid-i Aksa için bir müjde olarak değerlendirmesi Filistin halkında ayrı bir sevinç dalgası yarattı.

İsrail’in gerek Ayasofya’nın ibadete açılmasına gerekse bu gelişmenin bölgedeki karşılığı üzerine yaklaşımı nasıl oldu ve İsrail’in bu husustaki tavrı ne ifade ediyor?

İsrail tabi ki Ayasofya kararını büyük tepkiyle karşıladı. Özellikle Erdoğan’ın Ayasofya’yı Mescid-i Aksa’ya ilişkin bir müjde olarak ifade etmesi, İsrail’in geleneksel Erdoğan karşıtı söylemlerini yeniden alevlendirdi. Bu adım İsrail için çok önemli… Çünkü Türkiye’nin bu iradesini, Türkiye’nin İslam âlemine liderlik yapacağına yönelik bir işaret olarak değerlendiriyor. Bu durum İsrail’in Filistin’e ve bölgeye ilişkin korkularını derinleştirdi diyebilirim.

Peki, Ayasofya’nın ibadete açılması sizin için ne ifade ediyor?

Türkiye bu kararla kendi tarihiyle barışıyor. Görünen o ki Türkiye Cumhuriyeti devleti halkın nabzını tutma noktasında daha isabetli adımlar atıyor. Bu barışma Türkiye’nin iradesinin daha belirgin olarak görünürlük kazanmasını sağlıyor. Bu sembolik adımın somut karşılıklarını ileride görebileceğimizi ümit ediyorum. Yani Ayasofya, sadece namaz kılınacak, Allah’ın ismini zikredecek bir mekân olmanın ötesinde anlamlar ihtiva ediyor. Ayrıca başka bir şey daha var. Bu kararda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çok bariz bir etkisi var. Ama Erdoğan bu kararı 2002’de seçimleri kazandığı tarihten bugüne kadarki süre içerisinde almadı. Özelde Türkiye genelde dünya siyasetini çok iyi okuyan bir aktör olarak Erdoğan uygun zamanı ve gelişmeleri gözeterek bu adımı attı. Öyle ki Türkiye’deki muhalifleri dahi ciddi bir muhalefet yapamadılar çünkü biliyorlar ki bu karar halkın genelinin talebini yansıtıyor.

Mahmoud Al-Rantisi
Al-Jazeera Center for Studies tarafından yayımlanan Filistin Meselesine ve Arap Baharı Ülkelerine Yönelik Katar Dış Politikası başlıklı bir kitabın ve Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri üzerine SETA tarafından yayımlanan iki analizin yazarı. Al-Rantisi doktorasını Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamladı. Rou’ya Türkiye dergisinin editör yardımcılığını yürütüyor.

Hasan Hüseyin Çağıran Kimdir:
1992’de, İzmir’de doğdu. Lise eğitimini (Konya) Özel İsmail Kaya Lisesi’nde, üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi’nde aldı. 2014’te Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Metin yazarlığı ve editörlük yapıyor. İlk kitabı Kanımız Yerde Kaldı (şiir) 2018’de yayımlandı. HAZIRKITA’nın yayın yönetmeni.

Yazar Hakkında

HAZIRKITA, bir odağa yaslanmaksızın ve verili politik-poetik angajmanlara dâhil olmaksızın konuşabilme ihtiyacına binaen 2017’de yayın hayatına başladı. Türk ve dünya edebiyatının seçkin ve özgün örneklerine yer verme, nitelikli kültür-sanat yayıncılığı yapma ve bağımsız bir tartışma platformu oluşturma ilkesiyle yayın hayatını sürdürüyor.

Yorum yaz