Kalbini Arayan Cüce ve Büyülü Ayna
Bir varmış bir yokmuş bir zamanlar, eskiden dinlediğimiz masallardaki gibi adını sanını bilmediğimiz bir ülke…
Bir varmış bir yokmuş bir zamanlar, eskiden dinlediğimiz masallardaki gibi adını sanını bilmediğimiz bir ülke…
Yeni bir korkunçluklar çağı başlar. Körlük bizi ayırt eden her şeyi siler. Güzel ve çirkin, yaşlı ve genç kalmamıştır. Sadece iyi ve kötünün kaldığı sıfatsızlıklar zamanına doğru sürükleniriz.
Kötülüğü telinde, tasvirde, teşhirde sınır tanımıyoruz ama kötülüğü engellemede, tecritte başarısızız.
Şimdi ben, şurada şairden rol çalıyorum. Lafı ona bırakacağıma, sözü sündürüyor, araya girerek onun hikâyesine dâhil olmak istiyorum.
Mustafa Şahin’in bu öyküsü, Akif Emre’nin yayın yönetmenliğindeki Haberiyat’ta 13 Mayıs 2017’de yayımlanmıştır.
Bir at sineğimiz olsun istemiyoruz. At sineği istememenin sonucundan varılan yer huzur ve rahatlığı temin eden “herhangi bir yer” oluyor.
İnsanların yürüdüğü mesafeleri kilometreleri ile sınırlamadığı ya da akıllı telefonlardaki uygulamalarla ölçüp tartmadığı bir dünya hayal ediyorum.
Ev kurmanın beyaz eşya, yatak odası ve salon takımı, halı, perde ve türlü zamazingoyu bir dairede düzene koymanın ötesinde bir anlamı olduğunu öğrendim. Öğrendiğim başka şeyler de var.
Mutlu olmak genellikle pozitif anlamda kullanılır. Çünkü insanlar hayatları boyunca mutlu olmayı bir amaç olarak görürler. Ya da mutlu olmanın hayatın asıl gayesi olduğuna inanırlar. Bu yüzden mutlulukla ilgili birçok yorum yapmışlardır. Peki gerçekten mutlu olmak umuduyla yaşamak bizi mutlu eder mi?
Mustafa Şahin’in 27 Temmuz 2017’deAkif Emre’nin yayın yönetmenliğindeki Haberiyat’ta yayımlanan yazısını önemine binaen iktibas ediyoruz.…