Bir tespit ile başlamalı: Türkiye’de Müslümanların zan altında tutulmasına yönelik bir akıl devrede. Devrede diyorum fakat bu aklın kurumsal bir hafızaya sahip olduğunu ve sistematik bir yapı ve süreklilik içinde bugünkü varlığını sürdürebildiğini de belirtmeliyim. Son zamanlarda bu sürekliliği görünür kılan örneklerin ziyadeleştiğini görüyoruz; Süper Kupa maçı ekseninde İsrail lehine yaratılan Arap ve esasında İslam karşıtı atmosferde, kelime-i tevhide yönelen alenî saldırıda ve sonrasında bu saldırının gördüğü siyasi ve toplumsal himayenin çarpıklığında ve nihayetinde İsrail ajanlarına yönelik yapılan MİT operasyonunun kamuoyuna servis ediliş biçiminde.

Hatırlayalım:

4 Aralık 2023’te basına düşen bir fotoğraf ve ses kaydına ilişkin haber dikkat çekici bulundu. Habere göre, 27 Ekim 2023 tarihli fotoğrafta Şin Bet Başkanı Ronen Bar (solda) ve İsrail Savunma Kuvvetleri IDF Genelkurmay Başkanı Korgeneral Herzi Halevi, Şin Bet özel operasyonlar komuta odasında görülüyordu ve İsrail’in kamu yayıncısı Kan tarafından yayınlanan kayıtlarda Ronen Bar “Kabine bize bir hedef belirledi: Hamas’ı ortadan kaldırmak. Bunu Gazzede, Batı Şeria’da, Lübnan’da, Türkiye’de, Katar’da nerede olursa yapacağız,” sözlerini dile getiriyordu.[1]

Bu haberlerin kendisine sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan ise İsrail’in tehdidine şu sözlerle cevap veriyordu: “Her şeyden önce bu haberi yapanlar demek ki Türkiye’yi tanımıyorlar. Türkleri tanımıyorlar. Bizi tanımıyorlar. Böyle bir yanlışa tevessül etmeleri halinde şunu bilmeleri gerekir ki bunun bedelini, bunun faturasını çok ama çok ağır öderler. Şu anda Gazze’yi havadan, denizden, karadan kuşatmak suretiyle bu adımları atanlar, bir hafta içinde netice alacaklarını zannediyorlardı. Ne oldu, alabildiler mi? Almadılar. Türkiye’ye, Türklere karşı böyle bir adımı atmaya eğer cüret ederlerse bunun bedelini, bir daha bellerini doğrultamayacak surette, ödemeye mahkûm olurlar. Böyle bir işe kalkışanlar bunun sonuçlarının son derece ciddi olabileceğini unutmamalıdır. Türkiye’nin hem istihbarat hem güvenlik alanında aldığı mesafeyi dünyada bilmeyen yoktur. Ayrıca biz dün kurulmuş bir devlet değiliz. Bunu da kimsenin aklından çıkartmaması gerekir.”[2]

Bu haberlerin ve kelime-i tevhide yönelik saldırının gerçekleştiği tarihten hemen sonraki gün, yani 2 Ocak 2024’te İstanbul merkezli 8 ilde düzenlenen operasyonda İsrail Dış İstihbarat Servisi (Mossad) adına “uluslararası casusluk” faaliyeti yaptıkları öne sürülen 34 şüphelinin göz altına alındığını, haklarında gözaltı karar verilen diğer 13 şüphelininse yakalanmaları için çalışmaların sürdüğü yönündeki haberler basına yansıdı.[3]

Bu gelişmeyi, Türkiye’nin “izzetini müdafaa” etme ve dahası “varlık beyan etme” anlamına gelebileceğini düşünmeye dahi ket vuran bir aklın tam da bu noktada devreye girdiğini düşündüren gelişmeler yaşandı. İsrail’in Filistin’deki işgal ve terör politikalarına bigâne kalmayı, aksine İsrail lehine bir yayın politikası takip etmeyi tercih eden basın yayın kuruluşlarının dahi yapmadığı bir yayın dili ve biçimi Türkiye’de kendisini gösterdi. Özellikle sakallı bir ihtiyarın ve tesettürlü bir kadının ters kelepçeli fotoğrafları basına servis edildi.[4] Medya organları özellikle bu fotoğrafı kullanmayı ve bu fotoğrafın konuşmayı telkin ettiği hususları öne çıkardılar. Yeni Şafak ilgili fotoğraflar eşliğinde “Mossad ajanı vaaz vermiş”[5] başlığı altında “MİT ve Emniyet’in deşifre ettiği Mossad casuslarının önceki gün yayınlanan görüntüleri ‘ajanlık’la ilgili birçok ezberi bozdu. Kadın casuslar başörtülüyken aksakallı bir adam dikkat çekmişti. Yeni Şafak’ın edindiği bilgilere göre Suriye uyruklu S.T. geçen yıl Hatay Kırıkhan’da camide namaz sonrası vaaz bile vermiş.”[6] satırlarına yer verirken HaberTürk görevlisi bir gazeteci operasyonun hemen ardından “Çarpıcı olan ne biliyor musunuz? Mossad’a çalıştığı için gözaltına alınanların genellikle Filistin asıllı ve müslüman olması. Çarpıcı ve çok öğretici.”[7] paylaşımını yaptı. Hürriyet’te ise “MİT operasyonundaki ayrıntı: Hamas Lideri Halid Meşal’ın koruması Mossad ajanı oldu”[8] başlıklı bir yazı yayımlandı.

Sonrasında kamuoyuna servis edilen ilgili görüntülerdeki sakallı ihtiyarın ve tesettürlü kadının savcılık tarafından serbest bırakıldığını öğrendik. Pek tabii yayın kuruluşları bu serbest bırakılmayı haberleştirme konusunda önceki kadar istekli olmadığı için haberi fısıltı halinde sayılı gazeteciden ve süreci takip eden ilgili birtakım kişilerden öğrenebildik. Velev ki ilgili kişiler serbest bırakılmamış ve Mossad’a çalışmaktan mahkum edilmiş olsunlar, süreçteki yayın biçimi, dili ve matuf olduğu amaç sorun olmaktan çıkmıyor.

Yukarıdaki “duman çıkarma” haberciliğinin tezlerine sırasıyla değinmek gerekirse: Gazeteci İsmail Halis “MOSSAD ajanı olarak servis edilen sakallı kişinin sadece ikamet sorunu var imiş, Göç İdaresi Başkanlığı da evrakları eksik olduğu için deport edecek muhtemelen. Hepsi bu. ‘Fauda’ kadın olarak yüzlerce ajan uzmanı arkadaşımızın binlerce cümle kurduğu o kadın da savcılık tarafından serbest bırakıldı. Peki tam olarak bu operasyonu bize kim çekti? … Emniyet – Savcılık ‘adına’  bu insanları fotoğraflamaları için gazetecilerin hepsini o gün oraya kim hizaladı, neden hizaladı, nasıl hizaladı? Mossad ajanlığı gibi spotu tüm ‘ajanların’ görünümleri üzerinden sıradan insanları tüm Türkiye’ye kim neden sattı?” haklı sorularını basın içerisinden soran nadir isimlerden biri oldu. Operasyon üssü “basın” olduğu için projektörün basına basın içinden tutulmasını kıymetli buluyorum. Yegâne amacı Müslümanları zan altında bırakmak olan görüntüleri ve bu görüntülerin servis ediliş biçimlerini “Çarpıcı olan ne biliyor musunuz? Mossad’a çalıştığı için gözaltına alınanların genellikle Filistin asıllı ve müslüman olması. Çarpıcı ve çok öğretici.” satırlarıyla ve dakik bir dikkatle karşılayan gazetecinin, bilindiği kadarıyla, Türk asıllı ve Müslüman olması ve dahası isminin Mehmet Akif Ersoy olması da bu bahiste “çarpıcı ve öğretici” olmalı. Yeni Şafak vb. gazetelerin bu süreçteki haber dili tercihleri de. Hamas’a ve dolayısıyla haklı Filistin direnişine İsrail işgal güçleri lehine leke düşürecek bir algıya hizmet etmesi kaçınılmaz olacak bir yazının Nedim Şener imzasıyla Hürriyet’te çıkması da. İstihdam, algısı dönüştürülmek istenen kitleye göre seçiliyor olmalı ki Müslümanlara zan düşürülürken seçilen yayın organları ve isimler böyle bir vasatı teşkil edebiliyor.

Niyetim birilerini hedef göstermek değil. Birileri akıllara durgunluk verecek seviyede “iyiniyetli birer habercilik” çabası içinde olabilir. Olan bitenden ve yaptığının neye hizmet ettiğinden habersiz günü kurtarmaya yönelmiş saf insanlarsa bunlar temel bir farkındalığı kazanmalarında yarar var: İstihbaratın temel kaidesi “içeriden” insan devşirmek olsa gerektir. Dolayısıyla birileri pirincin içindeki beyaz taşı gösterip taştan ziyade ısrarla pirince leke düşüren bir kamuoyu oluşturmaya yöneliyorsa, konu ister istemez Türkiye’nin istihdam problemine gelmek durumundadır. Türkiye’de taşın varlığına işaret edip pirinci suçlamak abesle iştigal etmek olarak algılanmıyor çünkü bunu yapanların karın ağrısını görünen o ki öncelikli olarak taşın varlığı teşkil etmiyor.

Bir tespit ile bitirmeli: Türkiye’de Müslümanların zan altında bırakılmasına yönelik bir akıl devrede. Devrede diyorum fakat bu aklın kurumsal bir hafızaya sahip olduğunu ve sistematik bir yapı ve süreklilik içinde bugünkü varlığını sürdürebildiğini de belirtmeliyim.


[1] “İsrail’in operasyon tehdidine Ankara’dan sert yanıt: Sonuçları olur”, Yetkin Report, 4 Aralık 2023, https://yetkinreport.com/2023/12/04/israilin-operasyon-tehdidine-ankaradan-sert-yanit-sonuclari-olur/, (Erişim Tarihi: 8 Ocak 2023).

[2] “Erdoğan’dan İsrail’e uyarı: Bedelini bellerini doğrultamayacak suretle öderler”, TRT Haber, 6 Aralık 2023, https://www.trthaber.com/haber/gundem/erdogandan-israile-uyari-bedelini-bellerini-dogrultamayacak-suretle-oderler-818602.html, (Erişim Tarihi: 8 Ocak 2023).

[3] “8 ilde İsrail adına casusluk yaptıkları iddia edilen 34 şüpheli gözaltına alındı”, BBC, 2 Ocak 2024, https://www.bbc.com/turkce/articles/cy9e7384kxvo, (Erişim Tarihi: 8 Ocak 2023).

[4] Fotoğrafların servis ediliş biçimindeki politikadan rahatsız olmam sebebiyle söz konusu fotoğraflara yer vermiyorum.

[5] “Mossad ajanı vaaz vermiş”, Yeni Şafak, 6 Ocak 2024, https://www.yenisafak.com/gundem/mossad-ajani-vaaz-vermis-4592407, (Erişim Tarihi: 8 Ocak 2023).

[6] Bu noktada ezberi bozanın ne olduğunu anlamak güç. Herhalde İsrail’in istihbarat için 10 kilometre öteden tanınacak örgülü saçları iki yandan sarkan Hasidik Yahudileri istihdam ettiğine yönelik bir düşünce söz konusu.

[7] Mehmet Akif Ersoy’un hesabı, X, 4 Ocak 2024, https://twitter.com/ersoyakif1/status/1742838353609761027, (Erişim Tarihi: 8 Ocak 2023).

[8] Nedim Şener, “MİT operasyonundaki ayrıntı”, 8 Ocak 2024, https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/nedim-sener/mit-operasyonundaki-ayrinti-hamas-lideri-halid-mesalin-korumasi-mossad-ajani-oldu-42387405?utm_source=t.co&utm_medium=post, (Erişim Tarihi: 8 Ocak 2023).

HAZIRKITA Postası

Şiirden sinemaya, haberden tahlile ━ HAZIRKITA’nın seçkisi iki haftada bir e-posta kutunuzda.

Yazar Hakkında

27 Aralık 1992’de İzmir’de doğdu. Lise eğitimini (Konya) Özel İsmail Kaya Lisesi’nde, üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi’nde tamamladı. 2014’te Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini İbn Haldun Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde Heidegger’de varlık, hakikat ve sanat ilişkisi üzerine yazdığı tezle tamamladı. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Felsefe Tarihi ve Sistematik Felsefe doktora programında eğitimine devam ediyor. İlk şiir kitabı Kanımız Yerde Kaldı (Ebabil Yayınları) 2018’de, Ölüm Alışkanlığı (Ketebe Yayınları) ise Mart 2022’de yayımlandı. Bir edebiyat ve kültür-sanat platformu olarak 2017’de kurduğu HAZIRKITA’nın genel yayın yönetmenliğini sürdürüyor.

1 Yorum

  1. Pingback: Not Defteri [83-87]

Yorum yaz