Tüm Batı felsefe tarihi Platon’a düşülen dipnotlardan ibarettir.

Alfred North Whitehead

Politika teorisi, politika sosyolojisi ve düşünce tarihi konularında birçok çalışması bulunan Danielle S. Allen’ın Platon Neden Yazdı? (Why Plato Wrote) kitabı, 2011’de Ayşe Batur’un çevirisiyle İletişim Yayınları’ndan çıktı.

Kitapta karşımıza çıkan ilk soru: Platon’u neden düşünmeli, sorusudur. Ölümünden 2400 yıl geçmiş olmasına rağmen onu hala anlayamadık mı? Bu soruya Allen, hem evet hem de hayır, diyor. Allen’e göre bu çalışma bugüne kadar Platon’un eserleri hakkında yazılanlara katkı sağlayacağı gibi yeni çalışmalara da ışık tutacak. Nitekim kitabın asıl amacı Platon’nun salt fikir dünyasını anlatmaktan ziyade politik düşüncesinin yazıyla birlikte Atina politikasındaki dönüştürücü gücünü tartışmaya açmak.

Politika ve düşüncenin ayrıştığı iddialarına Allen “O zaman Platon neden yazdı?” sorusuyla cevap arıyor. Kitapta bu soruya Platon’un eserlerindeki önemli yerlere işaret ederek cevap bulmaya çalışıyor. Sokrates’in sözlü geleneğini; Platon’un idealarını “kavram”larla dile getirmesiyle ilişkilendiriyor. Nitekim Platon; M.Ö 4. yüzyılda dilin, sözün geçici iktidarını ele geçirecek güçte olduğunu biliyordu. Sokrates’in sözlü geleneğini yazı ve diyalog halinde sunan Platon, dilin imkanlarını yazıya dökerek felsefe yapmayı düşünüyordu. Dolayısıyla Platon, yazıyla politik sahayı dönüştürmek adına yazmayı tercih ediyordu. Bu sayede sadece halkı (demos’u) temsil eden seçkin yöneticiler değil halk da yazıyla bilgilenebilecekti. Esasında Platon’un asıl amacı burada bütün halkın bilinçlenmesinden ziyade politik sahanın genişlemesiyle ilgiliydi. Bu sayede dil ile iktidar arasındaki gerilim hattını hep canlı tutmak istiyordu.

Platon’un gerçeklik görüşüne göre kavramlar çok önemli bir yere sahipti. Bu yüzden sözlü pratik yerine yazıyla; imge, sembol ve metaforlarla canlı bir dil kurmaya çalıştı. Ne var ki hocası Sokrates’e göre yazılı bir metin sorulara cevap veremezdi. Dolayısıyla diyalektik bir sürecin yaşanması da mümkün olamazdı. Bu yüzden filozof da sözlü söylemi tercih ederdi. Halbuki Platon, sözün gücünden daha etkili olabilecek imge, sembol ve metaforların gücüne yönelik bir tercih yapmıştı. Çünkü ona göre metin kavramlarla psikolojik bir güç elde etmekteydi.

Tekrar kitabın içeriğine dönersek kitapta; Sokrates’in sözlü geleneğin yazı karşısındaki savunusundan argümanlar gösterilmektedir. Bunun yanında argümanlardaki boşluklar dile getirilmektedir. Platon’un yazıdaki sembollerin psikolojik gücüne değinilmektedir. Platon’un ideal dünyasındaki pragmatik etkinin anlamı ve kaynakları çarpıcı bir şekilde örneklendirilmektedir. Nihayetinde Platon’un felsefe sahnesinde oluşturduğu kültür çatışmaları; dil, kültür ve toplum üçgeninde tartışmaya açılmaktadır.

Sayfa görseli olarak kullanılan resim Raffeollo’nun “Atina Okulu” adlı çalışmasıdır.

Yazar Hakkında

1992’de Tatvan’da doğdu. Lise eğitimini Erciş Anadolu Öğretmen Lisesi’nde, lisans eğitimini Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde tamamladı. Bu yıllarda editörlüğünü yaptığı edebiyat dergisinde şiir ve öyküleri yayınlandı. 2015’te Özel Eğitim Bölümü’nden mezun oldu. Şubat 2020’de Bursa Uludağ Üniversitesi’nde Din Sosyolojisi alanında yüksek lisansını tamamladı. 2015’ten beri MEB’de Özel Eğitim Öğretmeni olarak çalışmaktadır.

Yorum yaz