Aksa Tufanı, görünen o ki, bir turnusol kâğıdı işlevi görüyor. İnsanların en temel ihtiyaç ve haklarından mahrum bırakıldığı Gazze’den tabiri caizse “imkân ve istihbarat cenneti” olarak takdim edilen İsrail’e karşı bu çapta ve yetkinlikte bir operasyonun yapılabilmiş olması büyük bir şaşkınlık yarattı. Bu şaşkınlığın, beraberinde İsrail’in “denetimli bir 11 Eylül politikası”nı yürürlüğe soktuğu yorumlarını beraberinde getirmesi normal. Çünkü hadiseler cereyan ederken de tarih yazılırken de rüzgâr ve kalem “güçlüden yana” ivme kazanır. Güç sahipleri ve aktörler de bu ivmeyi hesap ederek plan yapar, hareket eder, söz alır. Fakat Türkiye’de bu ivme ile açıklanamayacak bir İsrailci damarın kamuoyunda belirdiğini, belirmenin ötesinde fevkalade rahat bir şekilde serpildiğini ve dahası beslendiğini görüyorum. Aksa Tufanı sonrasında hiç de az sayılamayacak oranda bir “İsrail tribünü” oluştu. Bu tribünün aymaz sözcüleri İsrail’in haklarından, mücadelesinin meşruiyetinden, Filistin halkının ise sözde terör girişimlerinden söz açabildi. Tribünün utangaç taraftarları ise “İsrailli sivilleri ve yaşadıkları mağduriyetler”i gündeme getirme yolunu tuttu. İçindekini diline getirme noktasında biraz daha mahcup olanlarsa her şeyi bir kenara bırakıp Hamas’ın metodunu tartışmaya açmaya yöneldiler. Bu yönelime sahip olanlar, sağdan yaklaşarak Filistin için “hezimet çığırtkanlığı” yapmayı evvelden beri iş edinenler. Operasyonun hasıl etmesi muhtemel sonuçlardan birini ve ne hikmetse en kirlisini önceleyen ve mutlaklaştıran okumalarının analiz değerinin olsa olsa “niyet beyanı” hükmünde olduğunu düşünüyorum.
Aksa Tufanı, aynı zamanda Türkiye’deki İslam karşıtı temayülün çoğu haksız sebeplerden mürekkep bir Arap nefreti üzerinden meşruiyet devşirme ve bazı sorun arz eden kurucu resmî tezleri aklama noktasında hız kazandığı bir dönemde meydana geldi. Dolayısıyla daha önce karşılaşmadığımız aleni İsrail taraftarlığının Türkiye’de bir tribün-taraftar kazanması ve bu denli rahat görünürlük kesbetmesi çok da tesadüf ve temelsiz değil. Bir diğer ifadeyle, İsrail tribününün medet umduğu bir atmosfer de özellikle bir süredir ülkemizde hüküm sürüyor.
İsrail’in yarım asrı aşan işgal ve mûtad terör politikasının önce “Filistin meselesi”ne, sonra “Hamas sorunu”na, nihayetinde ise Filistin’le ilişkilendirilen bir “terör olayı”na ve “metot hatasına” indirgenmesinin kabul edilebilir bir tarafı yok.
Bu vb. sebeplerle itimat ettiğim Filistinli kaynaklara Türkiye’de kamuoyunu meşgul eden sorulara cevaplarının neler olduğunu sordum ve gelen cevapları dikkatinize sunmakta yarar gördüm. Cevaplar şu şekilde:
❌ 1. Hamas hareketine savaş başlatma talimatını veren İran’dır ve Hamas da İran planının bir aracıdır.
✅ Yanıt: Hamas hareketi siyonist toplumun tutumuna dair kapsamlı bir çalışma yapmıştır. Bu toplumun tutumu, aşırılığa daha yatkındır. Ayrıca bu tavır, Mescid-i Aksa’ya yapılan baskınlara sponsorluk yaparak caminin statüsünü tehlikeli biçimde değiştiren ve Filistinlileri topraklarından kovmak isteyen aşırılık yanlısı hükümet tarafından benimsenmiştir. Buna ek olarak işgali bölgeye entegre etme ve Filistin direnişini tasfiye etme projesi de yürütülüyor. Söz konusu süreç bütün bu nedenlerden dolayı başlatıldı.
İsrail ile İran arasında bir anlaşmazlık var ama Hamas, İran’dan destek almasına rağmen İran’ın bölgede yürüttüğü hiçbir savaşa dahil olmuyor çünkü hazırlıkları sadece Filistin meselesi gündemiyle ilgilidir.
❌ 2- Hamas İsrailli sivillerin haklarını ihlal ediyor ve insan haklarına saygı duymuyor.
✅ İsrail toplumu askeri bir toplumdur ve bir kişinin sivil kıyafetle görünmesi onun sivil olduğu anlamına gelmez. El Kassam savaşçılarının insanca davrandığını kanıtlayan onlarca yayın vardır. Akrabaları öldürülen bazı kişilerin İsrail ordusuna karşı belli tavırları olabilir ama bu sınırlı vakalara odaklanmak haksızlık çünkü 70 yıldır hak ihlaline maruz kalanlar Filistinli sivillerdir ancak aynı ölçekte gündeme gelmiyor.
Aslında İsrail halkı kendisini asker olarak kabul ediyor ve devlet sayı olarak 300.000 kişiyi orduya çağırdı.
❌ 3- Hamas hareketi Filistin halkının tamamını temsil etmiyor ve bu süreç diyaloğu ve barışçıl çözümleri sabote ediyor.
✅ Hamas, Filistin seçimlerini %70 oy oranıyla kazandı. Bu oran, Orta Doğu’daki hiçbir partinin elde edemeyeceği bir orandır. Tüm kamuoyu yoklamaları Hamas’ın Filistin halkının desteklediği ilk hareket olduğunu gösteriyor. Filistin halkının çoğunluğu Hamas hareketinin öncülük ettiği kurtuluş yolunu destekliyor.
❌ 4- Aksa Tufanı operasyonu ile İslam halklarının harekete geçmesi için çağrı yapmak, başta IŞİD olmak üzere dünyadaki aşırı hareketleri kışkırtacak ve bu durum başta Türkiye olmak üzere istikrarlı ülkeler için tehlikeye yol açacaktır.
✅ Kurulmasının üzerinden 35 yıl geçen Hamas, tüm devlet dışı aktörlerin önünde gelen ılımlı bir harekettir, büyük bir ahlaki modelle yönetilmektedir ve hiçbir zaman bu modeli aşınmamıştır. Hamas aşırı grupların tehdidi altındaydı ve Filistin’deki IŞİD’in varlığını önlemek için çalıştı.
❌ 5- El Kassam Tugayları’nın kullandığı askeri taktikler YPG gibi ayrılıkçı hareketlerin taktiklerine benzemektedir.
✅ İsrail ve ABD’nin YPG ile arasında stratejik ilişkiler var ve Türk halkının bu gibi iddialara aldanmaması gerekiyor. Çünkü Hamas’ı YPG ve PKK’ya benzetmek, Türk halkının Filistin ile dayanışmasını engellemeye yönelik bir İsrail taktiğidir. Aynı zamanda Türkiye için de haksız bir karşılaştırmadır çünkü işgalci İsrail’i büyük ve kadim bir ülke olan Türkiye’ye benzetmeye çalışmaktadır.
❌ 6- Türkiye’de Hamas hareketi ile Filistin’i desteklemeye yönelik halk hareketi, Türk halkını kutuplaştıracaktır ve bu toplum hareketinin sağdan ve soldan aşırılıkçılar tarafından yönetilmesi nedeniyle engellenmesi gerekmektedir.
✅ Türkiye’de Filistin meselesi hiçbir zaman bir anlaşmazlık noktası olmadı. Aksine her zaman, tüm kesimler arasında bir anlaşma ve birleşme noktası oldu. Türkiye’deki bu dayanışma hareketi, bu büyük halkın Kudüs ve Mescid-i Aksa ile olan köklü bağlarından dolayı doğal bir harekettir.
❌ 7-Aksa Tufanı Operasyonu Doğu Akdeniz’de istikrarsızlığa yol açacak ve Türkiye gibi ülkelerin ekonomilerine hizmet eden enerji planlarını alt üst edecektir.
✅ G20 zirvesinde uluslararası koridor açıklandığında Türkiye dahil edilmemişti. İsrail’den Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan’a uzanan bu koridorun vb. tüm projelerin sekteye uğraması Türkiye’nin çıkarınadır. İkincisi, İsrail işgalinin liderlerinin Türkiye’ye enerji alanında güçlü bir nokta kazandırmak gibi bir niyeti yok ve çoğunlukla Yunanistan’la çalışmak istiyorlar.
❌ 8-Filistinlilerin topraklarını sattığı iddiası…
✅ İsrail’in propaganda araçlarının uzun yıllar boyunca yaydığı ve ne yazık ki birçok kişi tarafından doğru olarak kabul edildiği, yalanlığının kesin delillerle kanıtlandığı yanlış bir iddiadır. Aynı şekilde bu dava uğuruna 70 yıldır fedakârlık yapan Filistin halkının ta kendisidir.
❌ 9- ABD, İsrail’i bütün varlığıyla desteklemektedir. Türkiye, Hamas ve Filistin halkına açık destek vererek ABD ile karşı karşıya gelmemelidir.
✅ Türkiye, tarihi boyunca Filistin halkını desteklemiştir ve Filistin halkına ve haklarına verdiği desteği sürdürmesi gerekmektedir, bu bağlamda Türkiye’nin güçlü tutumu onun İslam halkları arasındaki imajını güçlendirebilir ve Türkiye arabuluculukta önemli bir rol oynayabilir. Ayrıca Amerikan yönetimi de Suriye’nin kuzeyinde ve Irak’ta Türkiye’ye karşı düşmanca bir tutum sergiliyor.
❌ 10- İsrail istihbaratının Hamas’ı bu operasyonun çıkmazına sokmak için operasyonu görmezden geldiğine dair aptalca iddialar yayılmaktadır.
✅ Bu hikayeler, İsrail zihniyetinin ve Filistin halkı ile işgal gücü arasındaki savaşın gerçekliğinin büyük ölçüde göz ardı edildiğini gösteriyor.
❌ 11- Yaşlı bir kadın ya da çocuğun insani vakalarına ait nadir fotoğrafların çoğaltılması…
✅ Bu görüntüler Filistinliler için kabul edilemez, istisnai durumlarda ortaya çıkmıştır ve kamu politikasını temsil etmemektedir. Ve bu nadir görüntülerin karşısında işgalin Filistinli kadınları ve çocukları hedef alan sistematik politikasını gösteren yüzlerce görüntü bulunmaktadır.
❌ 12- İsrailli sivil tutuklular aracı taraflara teslim edilmeli…
✅ Öncelikle bu talep 5.000 Filistinli mahkûmun acısını göz ardı ediyor. Hamas aynı zamanda bu tutuklulara insanca davrandı ve daha önce de Gazze sınırında çocukları öldüren tutuklu asker Gilad Şalit’e de insani bir şekilde davrandı. Hamas, İsrail hapishanelerinde tutuklu bulunan kadın ve çocukların serbest bırakılmaları karşılığında kadın ve çocukları hızla teslim etmeye hazır olduğunu da bildirdi.
Son söz yerine
Süreç bu cevaplarda çizilen tabloyu belli noktalarda boşa çıkarabilir mi? Evet. Doğru mücadele yolu üzerine farklı görüşler ileri sürülebilir mi? Tabi ki. Beni tepki vermeye götüren hadise, kuruluşundan itibaren bir tür müesses terör olarak arzı endam eden İsrail’in istikrar ile ortaya çıkardığı yıkımı konuşmayı tali kılan yaklaşımların Türkiye’de bu kadar yaygınlık kazanabiliyor oluşudur. Konuşulması ertelenemeyecek ve tali kılınamayacak olan sorun, İsrail’in sistematik olarak yürüttüğü işgal ve soykırım politikalarıdır.
Okuma Önerileri
Trump’ın, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınması gerektiğini dile getirmesi üzerine Mahmoud Al-Rantisi ile bir söyleşi yapmıştım.
Bugün de önemini koruyan vurgular içeriyor söyleşi. Bkz. “Dr. Al-Rantisi: Kudüs Doğusu ve Batısıyla Filistin’in Ayrılmaz Parçasıdır”, HAZIRKITA, 8 Aralık 2017, https://www.hazirkita.net/kudus-dogusu-ve-batisiyla-filistinin-ayrilmaz-parcasidir/, (Erişim Tarihi: 12 Ekim 2023).
Merhum Akif Emre’nin 2012’dde yayınladığı fakat güncelliğini hâlâ koruyan yazısının da bu bağlamda okunması gerekiyor. Bkz. “Filistin’e nasıl bakmalı?”, Yeni Şafak, 17 Kasım 2012, https://www.yenisafak.com/yazarlar/akif-emre/filistine-nasil-bakmali-35001, (Erişim Tarihi: 11 Ekim 2023).

9 yorum
Pingback: Dr. Al-Rantisi: Kudüs Doğusu ve Batısıyla Filistin’in Ayrılmaz Parçasıdır
Pingback: Not Defteri [41]
Pingback: Not Defteri [42]
Pingback: Bir Eyyam Ağasının Portresi | Hasan Hüseyin Çağıran | HAZIRKITA
Pingback: Yeni Millî İbadetimiz | Hasan Hüseyin Çağıran | HAZIRKITA
Pingback: Türkiye Tek Ses Oldu: "Ortaylı Fatih'e Gömülmemeli" | HAZIRKITA | HAZIRKITA
Pingback: Propaganda | Hasan Hüseyin Çağıran | HAZIRKITA
Pingback: Sessiz Nüfuzun Anatomisi: Hudson Institute Türk Basınını Nasıl Kullanıyor? | HAZIRKITA | HAZIRKITA
Pingback: Hicretten Hicret Etmenin Vakti | Hasan Hüseyin Çağıran | HAZIRKITA
Pingback: Karaoğlu: "Azgını Tanıyoruz, Muhatap Mazlum Durumda" | HAZIRKITA | HAZIRKITA
Pingback: Şam’dan Bir Bulut İnmiş | Hasan Hüseyin Çağıran | HAZIRKITA