Not Defteri [41]
Faizin ve ihtirasın vatansız ve tamahkar çocukları akıbetlerinin ne olacağını –neredeyse tüm dünyayı aksine inandırmış olsalar da– bizden çok daha iyi biliyorlar.
Faizin ve ihtirasın vatansız ve tamahkar çocukları akıbetlerinin ne olacağını –neredeyse tüm dünyayı aksine inandırmış olsalar da– bizden çok daha iyi biliyorlar.
Vatanseverlik, ulus-devlet geleneğinin bir parçası olarak, insanların sadece zor zamanda değil, gündelik hayatını idame etmek için kullandığı reçetelerden biri olmuştur. Bu kavram, Türkiye’deki varlığı itibariyle milliyetçilik ideolojisiyle kaim kılınmış ve devletin ideolojik aygıtlarından biri olarak vazifelendirilmiştir.
Fakat bu, bir “kötümser teorisyenler” kazandı yazısı değil. Nice “muazzam uyanış”ın nasıl karakışa döndüğünü söylemeye hevesli bir yazı da değil. Her “doğru görünen” gelişmenin ardında bit yeniği arayan bir külyutmazın “âlemin akıllısı benim” yazısı da. Ya ne?
Bugüne kadarki hayatım ileri bir tarihe gönderme yapan felaket senaryolarını duymakla geçti diyebilirim. İnsanların ekseriyeti,…
Siyaset için mümkün tanımlardan birisi de kavramı retorik alanı olarak açıklamak olacaktır. Retorik, sadece “söylem”e…
Bir diğer ifadeyle, yüz yıl boyunca müfredata sirayet eden hastalıklı siyaset, daha kuşatıcı biçimiyle bugün tersinden işliyor ve müfredat kuşatıcı bir içerme siyasetiyle sınırları bulanıklaştırıyor. Oysaki müfredat, aynı yoz, yabancı ve soysuz müfredat.
Bütünlük arayışı, birlik arayışı insanı hep bileylemiş, onu düşünmeye, bir şeyler yapıp etmeye sevk etmiştir.…
Rodin’in eserleri, çağdaş sanatın evrimine ve insanın içsel dünyasının keşfine önemli katkılarda bulunmuştur. Onun sanatsal vizyonu, insanlığın karmaşıklığını ve derinliğini görsel bir dille ifade ederek, sanatın insanı anlama ve anlamlandırma yolculuğuna ışık tutar.
“Kaderine terk etmek” gündelik kullanımda bir sevinci ihsas etmez, olumlu bir duruma işaret etmez. Ya neyi söyler bir şeyin kaderine terk edilmesi, bir tür yüzüne bakılmama durumunu, kimsesiz bırakılmayı söyler ve bu durumun ortaya çıkardığı ümitsiz tabloya dikkat çeker. Halbuki benimkisi bir ümit: Türkiye’nin kaderine terk edilmesini çok isterim.
Hasan Hüseyin Çağıran “projeye uygun” bir yapının Eyüpsultan’da yarattığı yıkım ve muhtemel sonuçları üzerine yazdı.