Korku ile Eylem Arasında: Zorunluluk Üzerine
İnsan bir kere korkmuştur ve o ana kadar iktidar hakkında düşünme gereği duymayan insan yaşamış olduğu bu tecrübi halin anksiyeteye varmasıyla kendisini politik sahnede bulur.
İnsan bir kere korkmuştur ve o ana kadar iktidar hakkında düşünme gereği duymayan insan yaşamış olduğu bu tecrübi halin anksiyeteye varmasıyla kendisini politik sahnede bulur.
Orijinal adı ile The Century of Self olan “Ben Devri” 2002’de çekilmiş olup toplamda dört bölümden oluşan bir belgesel serisidir.
ABD Başkanı Donald Trump İsrail-Filistin çatışmasına çözüm olarak takdim ettiği ve birçok tartışmaya yol açan yeni “Barış Planı”nı yayınladı. Yüzyılın Anlaşması isimlendirilen bu anlaşma Yahudiye ve Samarya Bölgesi olarak bilinen ve Musevilikte kutsal sayılan Batı Şeria’nın kontrolünü ve Kudüs’ü de İsrail’in bölünmez başkenti olarak İsrail’e verirken Filistinlilere ise verimsiz Necef Çölü’nde yeni araziler vererek topraklarını ikiye katlamayı öngörüyor.
Kendi Gök Kubbemiz’de şairin ilişkilerinin ve döneminin politik bir angajman dahilinde araçsallaştırıldığı bir çerçeve öne çıkıyor. Bu çerçevede otobiyografi kitaplarında yeri olan birçok şeyi ve bazı seçme şiirleri görebilmek mümkün. Görülmesi mümkün olmayan büyük Türk şairinin dikkatle kotarılması gereken portresidir.
Rap, bu belirsizleşmenin ve “had bilmez”liğin müzik üzerinden temayüz etmesidir, her alanda aynı tehlike aynı şiddette bizi şaşırtmaya devam edecektir.
İslam tarihi ve düşüncesinde birçok farklı görüş varlığını sürdüregelmiştir. Bu farklılıkların bir sonucu olarak ele alabileceğimiz tarikat ve cemaatların ilk oluşumunu Hz. Peygamber’in vefatının sonrasına dayandırabiliriz. O zamandan günümüze süregelen tarikat/cemaat oluşumlarının olumlu yönleri olduğu gibi olumsuz yönlerinin de bulunduğu bir hakikattir.
Bir şair her yeni sözde kendi yazdıklarını da göz önünde bulundurmalıdır. İşte bu noktada “Tenevvü mü tekrar mı?” sorusu tekrar karşıma dikiliyor. Neden bu soruyu sorduğumu birkaç örnek vererek açıklayabileceğimi düşünüyorum.
Muhatap alınmak, temsilî hakikat iddialarını, hakikati sınırlama ve tekel girişimlerini, hakikat üzre yalnız olma savlarını temelsiz bırakır.
Maddi zenginlik olarak herşeye sahip yaşayan Avrupalı/Amerikalı/Kanadalı/Avustralyalılar hayalleri kalmayınca “yalnız” olarak ölüyorlar. Ama tabii ki bu zenginlik ve yalnızlığın büyük ve dehşetli bir arkaplanı var.
Söz, ehliyet beyan eder. Yazılı veya sözlü olarak “dile getirilen”, yerinde oluşu nispetinde değerlidir. Bu noktada, değeri belirlemenin kıstasları önem kazanıyor. Bir sözü değerli kılan, söz alana “dinlenir” vasfı kazandıran nedir? Platon, Lysis diyalogunun başlarında ustalık ve hekimlik örnekleri üzerinden bu tartışmayı sürdürür.